Etiket Arşivi: 'Borderline'

Yıllar önce iflas ettim

Yıllar önce iflas etmiş biri olarak, hala web sitemin neden olduğunu düşündüm bir an. Bir de sitenin ismini soyadımla açtığımı fark ettim bir an. Bana mükemmel bir hayatın kapılarını açmış kutsal bir soyad. Hoş adımın da bir espirisi olmadı ya neyse.

Şimdi ben yıllar önce iflas ettim. Hoş gerçi iflas edecek bir şeylere de hiç sahip olmadım. Ama olsun, illa maddi olarak mı iflas etmek lazım. Belki manevi olarak ettim.

Şimdi bence iflasını açıklamanın güzel bir yanı var. Belki insanların sizden bir şey istemelerinin veya bir şey beklemelerinin önüne geçmiş olursunuz. Zira ben yaklaşık 10 senedir çalışıyor taklidi yapmaktayım. İş yapıp para kazanıyor gibi görünmekteyim. Oysa ki geçmişe baktığımda, gelirimin giderimi geçtiğini hiç görmedim. Hep birilerinin sadakasından yedik bugünlere geldik. Sonra dedim ki gider hangi gider? Senin bahsettiğin gider benim çok hoşuma gitmedi. Gelirin olmayınca giderin de olamıyor esasen.

Ben bu siteyi kuran Cihan Ç. Gardrobumda kendi paramla aldığım kaç kıyafetim olduğunu bilmiyorum. Hangi ayakkabımı kazandığım parayla aldığımı hatırlamıyorum. Bilgisayar uzmanı sandığınız, bu siteyi yaptığı için saygı duyduğunuz bu adamın en son ne zaman yeni bir bilgisayarı oldu acaba? Yalanı hiç sevmem sanıyordum ama koca bir yalanla bir hayat geçirdiğimi görüyorum artık. Benden daha yalancısı yokmuş meğer.

Bu site ve bu domain kalan son sadakalarımla ayakta kalacak. Sonra ben gidersem o da gidecek. Sizler, bu yazıyı okuyanlar, bilgili, çalışkan, zeki sandığınız bir adamın Türkiye şartlarında geldiği duruma iyi bakın. Ve sakın ha başkalarını suçlamayın. En büyük suçun kendinizde olduğunu unutmayın. Siz götünüzü kurtardınız diye hayatı güzel sanmayın. Allahınıza şükredin. Ne hastalıklar var, ne hayatlar ne şanslar.

Bir adet ofisim ve içinde eşyalar var. Bunların tamamını kendi paramla aldım. Satıyorum. Alım yapmayı düşünen olursa ofis Adana’dadır. Zararına verilecek seversiniz.

Diplomalarımı ve sertifikalarımı da hediye edeceğim.

Uyuşturucu satıcısı kadar saygı görmediğimiz şu memleketten selam.

 

Zaman alacak…

Toparlanmam zaman alacak, biliyorum…

Ölüm riski hep var. Göğüs kafesimdeki daralma hala geçmedi. Hani hıçkıra hıçkıra ağlarsınız da, sonra göğüs kafesinizde bir daralma olur ya, farkettim ki ağlamak isteyip ağlayamayınca da aynısı oluyor. Uykusuz geçen, ölümü düşündüren gecelerin sabahında daralıyor göğüs kafesin. Birkaç gün nefes alamadım yeterince. O da yetmiyormuş gibi, spor esnasında yine zorladım kendimi. Daralan göğüs kafesine, zorlanmış bir sırt da eklenince, akciğerler için uzunca bir dinlenme oldu diyebilirim. Az nefesle yaşamayı da öğreniyorsun.

Günlerce, gecelerce ölümün nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun. Ölmek istiyorsun, ölemiyorsun. Şimdi, tam şu an diyorsun, yine olmuyor. Nefes alıp verirken bir an durup nefesini tutuyorsun, ne kadar dayanabilirim diyorsun, yine dayanamıyorsun. Aslında ölümden de korkuyorsun. İlginç olansa ölünce acıların son bulacağını bilmek oluyor. Aslında o an acı çekmek istiyorsun, daha çok acı, daha çok. Çünkü içinde bir yerlerde kendini cezalandırmak istiyorsun. Suçlu olmasan da buluyorsun suçlar kendine. Sana yapılan suçların karşılığında başkasına yaptığın suçları düşünüyorsun. Acı çekiyorsun en dibine kadar. Duvarlarla konuşuyorsun sabahlara kadar. Öleyim diyorsun, bitsin bu acı. Sonra ölme diyorsun bitmesin. Arada bir yerlerde kaybolup gidiyorsun…

Sonrası sabah yine uyanıyorsun. Birileri şükrederken, sen üzülüyorsun. Yine diyorsun, yine… Daralmış göğüs, ağrıyan karın ve baş, hareket etmeye takati olmayan bir vücut. Ama kalkmak zorundasın. Bedeninin ihtiyaçlarını karşılamak zorundasın. Çünkü hala o bedenin içindesin. Çıkamadın. Rezil olmakla, devam etmek arası bir karar alıyorsun sadece. Devam ediyorsun. Ve canını yakmak için yeni bahaneler arıyorsun tekrar. O gün antrenman yoksa vay halime, vay ki ne vay. Söz vermişsen içmemeye, vay haline vay. Bilir misin, kesici aletler ne kadar çekici oluyor o anlarda. Bilir misin antrenmandaki acının verdiği zevk ne hale geliyor. Şeker yememeye söz vermişsen eğer, bilir misin kafeinler ne de tatlı geliyor. Yüksek dozda alınan kafeinin vücutta yarattığı etki üzerine yazabilecek haldeyim sanırım. Spora olan faydası ve bedene olan zararının şimdi daha çok farkındayım. Uyumayı zaten beceremeyen bir adamın yüksek dozda kafein alması gerçekten değişik sonuçlar yaratıyor.

Şimdi diyorum ki, zaman alacak biraz… Kendime yaşama, devam etme, tedavi olma ve mücadele etme şansı verdiğim şu günlerde, bu olay biraz zaman alacak. Aslında kendim kaşındığımı çok iyi biliyorum. Yıllarca bu yüzden yaşamadım ya ben zaten ciddi bir ilişki? Ciddi ilişkiler bana göre değil, benim için en sağlıklısı gayrı ciddi olanı. Zira herhangi bir insan ilişkisi bittikten sonra üzülebilir, depresyona girebilir. Fakat ben… Ben hiç girmemem gereken yerlere giriyorum. Hele ki bu esnada, tetikleyici başka bir şeyler daha olursa, özellikle de beni bu hale getiren kişilerle ilgili olursa, işte olay geri dönüşü olmaz bir hal alıyor. Tıpkı şimdiki gibi. Şu an tam da o halin içerisinde yazıyorum bu satırları.

Yine de aferin bana. Henüz çok da büyük bir yıkım yok. Bedenim hala işe yarıyor. Bol acılı da olsa işliyor. Beynim desen onu durdurana zaten bravo. Vücudumda ezik çizikler var belki, aslında daha da fazla olmasını istiyorum. Bunlar da benim dövmelerim diyelim. Vücudumda ezik, çizik, morluk olsun diye bir de para mı vereyim şimdi. Gerçi spor salonlarına veriyoruz ama onu karıştırmayın, güzel bir maskeleme oluyor esasen.

Sen kendini bildiğin halde, insanların etkisinde kalıp güzel mi güzel, şirin mi şirin bir ilişki yaşarsan ve sahip olduğun muhteşem niteliğin yüzünden bu ilişki biterse, toparlamaya ve unutmaya çalıştığın anda da birileri pimi çekerse sonuçlarına katlanırsın. Şimdi tam da öyle oluyor, katlanıyorum. Saçmalıyor muyum arada, kesinlikle. Onu rahatsız ettim mi? Belki çok az. Bundan sonra edecek miyim? Allah korusun. Allah gerçekten korusun, beni değil onu. Onu benden ve benim gibilerden korusun. Amin.

Yazmak güzel, çünkü buraya yazmazsam, vücuduma yazıyorum. Benim için sorun yok da, sosyal hayatın içindeki sağlıklı bireylerin hoşuna gitmiyor. E onlar da haklı, ben de onların yerinde olduğum zamanlar, benim de gitmiyor. Sadece benim rolüm sürekli değişiyor olay bundan ibaret. Bir ordayım bir burda. Bir katilim, bir dedektif.

Antrenman saati yakın. Umarım sakatlanmadan önceki son yazım değildir. Gitmesini bekliyorum, sonra gideceğim.

Kalın sağlıcakla.

Referanslar