Etiket Arşivi: 'bilişim zirvesi'

Bilişim Zirvesi 2018

Bu zirve hakkında böyle bir yazı yazan da bulunmaz. İnternet aleminde bu zirveyi aradığınızda yüzlerce belki binlerce sonuç bulursunuz ama böylesini bulamayacağınıza eminim. Neden? Çünkü yazan benim.

İşsizdim. Kendimi bildim bileli işsizdim. Ama birilerine göre çok iyiydim. Özellikle de sevenlerime göre. Başarılıydım, bilgisayar başında değişik işler yapıyordum. Belki de alım-satım yapıyordum. Çok zekiydim. İyi yazılımcıydım (benim haberim yok). Bir konuda bir şeyler yapıyorsam kesin iyiydim ve en iyisini yapıyordum. Para? Kazanç? ve bunların beraberinde gelen hayat? O konuda da yorumlar genelde şöyledir. İyidir canım, iyidir herhalde, kötü olacak değil ya, adam canavar, bizden bile iyidir.

Masraflarının hiçbir anlam taşımaması ve 5 kuruş kazanmayı başaramadığım için iş yerimi kapatma kararı almıştım. Ne kirasına değiyordu, ne de faturalarına, aidatına. Hatta beni daha olumsuz, daha negatif yapan bir yere dönüşmüştü artık. Etrafa baktıkça başarısızlığımı görür olmuştum. Kapatmaya karar verdiğimde etrafa ufak ufak iş aradığımı duyurmaya başladım. Aslında daha önceleri de duyuruyordum ama pek bir işe yaramıyordu, yani illa başıma madden kötü bir şeyler gelmesi gerekiyordu. Yoksa insanlar inanmıyor ciddiye almıyordu. Bu durumda ilk haber verdiğim eski bir arkadaşım olmuştu. Tesadüf eseri karşılaşmıştık zor zamanlarımda. Belki de bir işarettir demiştim. Değilmiş. Yani onun bana yardım etme şansı ile benim ona yardım etme şansım eşitlenmedi belki de kimbilir. İşler yolunda gitmedi iş konusunda bana yardım edemedi. Olsun, zaman bu, belli mi olur. Zira benim geleceğimde zaten beni bekleyen bir parlaklık yoktu biliyordum. Yani 10 sene sonra da olsa bana yardım edebilecek bir konumda olacaktı. Bense hala yardıma muhtaç konumda.

Gün geldi bir yarışmaya katıldıklarını söylediler. Anladığım bir konuydu. Benden küçük bir yardım istedi, ben biraz daha büyük bir yardım etmeye çalıştım. Başardım mı, işe yaradı mı bilmiyorum. Belki de sadece niyetim önemliydi. Karşılık beklemiyordum, zira gerçekten emek harcanmış bir işin kazanmasını istiyordum. Sadece etrafa haber verdim, hile falan yok yani, birkaç yerde yayınladım o kadar. Aradan uzun zaman geçti. Bu arkadaşım finale kaldıklarını duyurdu ve teşekkür olarak bana da bir davetiye verdi. İşte kopma anı buydu.

Önce sevindim birkaç saniye sürdü. Sonra durdum. Ben kimdim ki bu organizasyona iştirak edecektim? Oraya katılan birçok insandan o konular ile ilgili daha çok bilgi birikimine sahip olmam katılma sebebi miydi? Ben davetiyeyi bile bilgimden ötürü kazanmamıştım ki… Ne bir işim vardı, ne de geri dönecek bir hayatım. Orada kimlerle birlikte olacaktım. Oraya gittim diyelim etrafıma bakınca ne görecektim. Bana benzeyen tek bir insan olacak mıydı etrafımda? Yalnızlığımı şimdiden hissettim. İşin yok gücün yok, 5 kuruş maaşın yok, kazancın yok. Sen kim olarak geldin birader buraya diyecekti iç ses. Ulan hiç paran olmadığı halde uçağını otelini cebinden mi ödedin a salak diyecekti. Haklıydı. Oraya gitmenin bana maddi bir getirisi de olmayacaktı. Bilişim Zirvesine katılıp iş mi dilenecektim yanımdaki kanepe yiyen adamdan. Ya da yanıma laptopumu alıp bilişim zirvesini hackleyip, sunum anında ayağa kalkıp o benim mi diyecektim?

Doğru karar katılmamaktı. Her ne kadar biletimi onaylasam da geri çekebileceğimi ve özrümü arkadaşıma ilettim. Anladım ki böyle zirvelere ancak ve ancak katılmak için zamanınız yoksa katılabilirsiniz. İşsizlere ve boş adamlara göre değil. Bir işiniz varsa onu geliştirmek için de katılabilirsiniz ama iş aramak için değil. Giriş ücreti bu kadar yüksek bir yere hediye aldığınız zaman gerçekten katılamıyorsunuz.   5 paranız yokken birinin size Ferrari hediye etmesi gibi bir durum. Cebinizde 5 kuruş yokken o Ferrari ile ne kadar gezeceksiniz? Gezdiniz diyelim, insanlar da size hayran? Kahveyi hangi parayla ısmarlayacaksınız? Kahve burada sadece bir örnek, 1 kahveyle işi bitiremeyeceğinizi en az benim kadar biliyorsunuz.

Daha da kötü ve ironik bir durum daha olmuştu esasen. Kötü imaja sahip olan ve herkese iş teklif eden bir firma düşünün. O kadar işsizsiniz ki siz bu firmaya kendiniz ulaşıyorsunuz sizi işe almaları için tabi bu kadar kötü bir firma olduğunu bilmiyorsunuz. Üstüne üstlük herkesi arayan bu firma sizi aramıyor. Sonra bir kez daha yokluyorsunuz. Bu sefer arıyor ve daha ilk telefonda İstanbul’a görüşmeye çağırıyorlar. Garip, bence de garip. Bilişim Zirvesi ile aynı tarihe gelmesi daha da garip. Acaba diyorsunuz bu bir işaret mi? Tabi ne uçak bileti karşılaması var ne de başka bir şey. Firmayı bir araştırıyorsunuz aman allahım. Buna işsiz ve acı dolu geçen yılların sonunda hak ettiğiniz firma olmadığını düşünüyorsunuz. Anenniz zihninin bir köşesine yazıyor bu durumu. Git diyor. Gitseydin diyor, diyecek gelecekte. Çünkü kafası o kadar basıyor. Sektördeki arkadaşlarım berbat firma diyor. Kimse görüşmeye gitmiyormuş anlıyorsunuz. Siz işsizsiniz ya, mundara eyvallah mı demelisiniz? Benim ailemin inancına göre evet, benim inancıma göre hayır.

Neyse vazgeçiyorum. Zira firmanın maaş konusunda bile ne kadar kötü olduğunu duyuyorum. Ki herkese kendi iş teklif eden bir firma ve bu firmaya lütfen beni işe alın diye ben ulaşıyorum. Sonu şimdiden görebiliyorum. Bu hayatta kendime güvendiğim konular var ve en başında kötüyü önden görme gelir. Eğer olaylar benimle ilgiliyse, düşündüğüm kötülük muhakkak ama muhakkak gerçek olur. Hatta benim düşündüğümden daha gerçek olur. Başkaları iyi şeyler söylüyorsa daha da kötü olur.

Neyse kararımı verdim. Kader, sistem, olaylar her ne kadar benim İstanbul’a gitmem için ağlarını örse de, bu sefer bana yakışanı yapacak, gitmeyecektim. İşsizliğe zaten alışıktım. Yalnızlığa da öyle. Yalnızken birini sevip terkedilmek ne kadar acıtıyorsa, işsizken iş görüşmelerine gidip 3 kuruş maaşı kabul ettiğin halde işe alınmamak da o denli acıtırdı. Zaten işe alınsan da göreceğin muamele ortada.

Çok dallandırıp budaklandırmadan başa döneceğim fakat aklıma geldi. Bir de İzmir bileti var. Arkadaş grubuyla yapılmış zoraki bir tatil planı. Tabi tahmin ettiğiniz gibi oraya da gitmeyeceğim. Evet yanlış duymadınız o da yakın tarihte aralarında 1-2 gün var. İç sesim hep aynı şeyi söylüyor. Pardon da sen kim veya ne olarak gideceksin bu gezintiye? Pardon da sen neyi hak ettin? Biletlerin parasının ödemiş olduğum konusuna hiç değinmiyorum. Sevdiğim biri istedi. Çok sevdiğim biri, en sevdiğim biri istedi. Onu kırmamak için kabul ettim büyük ihtimalle gitmeyeceğimi bile bile. Çünkü o beni benim onu sevdiğim kadar sevmiyordu biliyordum. İpler kopma noktasındaydı ama oldu işte. Neyse, kapitalizmin emrettiği gibi, çalışan insanlar tatili hak ederler. İşsiz adam tatili hak eder mi hiç? İşsize her gün tatil ne de olsa. İşsizlik çok güzel, yaşasın işsizlik. Kalbi kırılan, yalnız kalan, işsiz kalan, parasız kalan ve her şeyden mahrum kalan neden hep aynı kişi? Hani madalyonun arka yüzü? Hani gün olup devran dönecekti? Hani yapılan haksızlıklar karışılıksız kalmayacaktı? Hani herkes hak ettiğini yaşayacaktı. Kalp krizinden ölmeme ya da hafızamı kaybetmeme o kadar az kaldı ki tam olarak nerede mutlu olacağım. Öteki dünya? Peki.

Hani bana yaz diyenler var ya, onlara şu cevabı vermeliyim. Her gün ama her gün onca boktan olay yaşıyorum. Ama iyi olay yaşamıyorum. Buna sevinmeli miyim? Ne güzel değil mi yazmam için sürekli malzemem var? Gerçekten çok garip. Süper, yaşasın. Yazar olabilirim. Gün geçmiyor ki başıma kötü bir şey gelmesin. Haklısınız valla. Çok sağolun. Yazabiliyor olduğum için çok mutluyum. Sizin için birkaç kelime, birkaç cümle. Boş zamanlarınızda kahvenizi yudumlarken vakit öldürmek amaçlı bir eğlence değil mi ne de olsa benim yazdıklarım. Benim için anlamını asla öğrenemeyeceksiniz. Ne mutlu size.

Sonuç olarak Bilişim Zirvesi’nden birkaç gün öncesindeyim. İş görüşmesi ve İzmir’in de. Ne olacak biliyor musunuz, koca bir hiç. Yine bir sabah uyanmayacağım ve sonraki sabah ve sonraki. Ne günah işlediğimi hatırlamıyorum ama ben Cehennemdeyim. Hapishanede değilim, hastanede değilim, tekerlekli sandalyede değilim, gözlerim görüyor, ağzım ve kulaklarım çalışıyor. Dik durabiliyorum. Sizin en büyük korkularınız sandığınız şeylerim yok. Peşimde kanlılarım yok. Öldürmek zorunda olduğum birileri de yok. Borcum az da olsa var ama olmasa da değişen bir şey yok. Peki eğer çözüme ulaşacaksa ben bu sorunların hepsine varım. Bu sorunlara sahip olup mutlu bir adam olmayı, böyle bir adam olmaya tercih ediyorum evet. Anlayamazsınız ki.

Hayat devam ediyor. Tek yapabildiğim akşam olsun diye uğraşmak için geldiğim bir kahvecide, çalışan diğer insanların arasında kahve içerek çalışıyor gibi görünmek. Ertesi gün de aynısı olacak ve sonraki gün de. Oturmuş bir köşede arkadaşlarımın çocuklarını büyütmelerini izliyorum ve arkamı döndüğümde bozulmalarını.

Tüm hayatı araya giden bir adama katılamayacağı bir organizasyon davetiyesi vermek, bakış açısına mahkumdur. Size kimse vermiyor değil mi davetiye? Hadi hep birlikte beni kıskanalım.

Bilişim Zirvesine bir şekilde katılabilen herkese iyi eğlenceler diliyorum. Acaba kaçı şükredecektir o koltukta oturabildiğine. Mesele o koltukta oturabilmek değil, mesele o koltukta oturabilecek bir hayatı yaşamak.

BPD Zirvesi 2018