Etiket Arşivi: 'ucuz'

Cezaya Ortak Olmak

Yazalım. Elden başka hiçbir şey gelmiyor. Yazayım. Okumasını arzuladığım kişi okur mu bilmiyorum ama umarım “Tanrı” olgusu gerçektir.

Bu bir tekrar değil. Yaşanan şeyin tekrarı kesinlikle değil. Oradan bakınca, sağlıklı gözler ve sağlıklı düşünceler ile bakınca bire-bir aynı göründüğüne eminim. Ama emin ol tekrar değil, tamamen farklı.

Tıpkı ilk andan düşündüğüm gibi, son anda söylemek istediğim de aslında aynıydı. Bize bir şans verdim ve olmadı.

Son sözlerim şunlar olacaktı :

Biz birlikte olamayız. Bunun en büyük sebebi ise benim seni kesinlikle ama kesinlikle mutlu edemeyecek oluşumdur. Bunda benim de mutlu olamayacağım olgusu büyük bir yer teşkil etmektedir. Yaşam enerjisini sevgiden alan bir insanın başına gelebilecek en kötü şey olurum ben. Karşımdaki kişi, sevgimi ve saygımı hak ediyor ise de, ona yapabilecek en kötü şey yanında olmam olacaktır.

Filmlerde hep söylenen, “sevgi her şeyin ilacı” nın tamamen bir yalan olduğunu da böylece öğrendim. Artık biliyorum ki Sevgi asla ama asla tek başına yeten bir şey değil. Keşke normal insanlar için geçerli olan kurallar, hastalık tanısı konmuş insanlar için de geçerli olsa.

Bu hayatta “Sevmek” için bile bazı niteliklere sahip olmak gerekiyor. Şayet sevgi duygusu verilmemişse, aşılanmamışsa size, cehennem azabını dünyada yaşıyorsunuz demektir. Kimsenin kendine cehennemi yakıştıramıyor oluşunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Sevme ihtimalim olan, ya da beni sevme ihtimali olan birini, kendimden nefret ettirmede uzmanlaşmış olduğumu farkettim. İçindeki “Sevgi” geçen olaylarda, birilerinin üzülmesine tahammül edemeyeceğim için, ipleri koparma konusunda çok iyiyim. Benim etrafımda, içinde sevgi duygusunu taşıyan birinin, üzüleceğinden emin olduğumdan ötürü, beni sevmiş birinin içinde zerre sevgi bırakmamak konusunda ustalaşmışım. Çünkü ben sevgi konusunda iyi değilim, bana nefret daha çok yakışır olmuş. Birinin beni sevmesini kaldıramadığımı anladım artık. Çünkü birisi beni sevdiğinde ve karşılığını veremediğimde hissettiğim duyguları hiçbir insanoğlu hissetmez. Çünkü insanoğlu bencildir. Sevilmek ister. Herkes beni sevsin ister. Benimki ise eminim artık tam tersi…

Şu an bu satırları yazarken kötülüğü damarlarımda hissediyorum. Bunda sabah uyanışımın büyük etkisi var. Dünkü doluluk, sonra ruyadaki mesajlar, sonra gerçekteki mesajlar. Onun içinde bir yerlerde hala yalancı olduğuma eminim. Onun samimiyetsiz bulması o kadar mantıklı ki aslında. Empati yapıyorum da, her şey apaçık ortada.

Son sözlerimde şunlar da olacaktı:

Benim bu dünyada en son istediğim şey, seni delirtmek. Ben deliyim ve seni sadece delirtebilirim. Sen hayat dolu, pozitif, enerjik, güçlü birisin. Bense senin bütün bu özelliklerini berbat edecek biriyim. Oysa ki seni sevdim ben. İnsan sevdiğine bu kötülüğü nasıl yapabilir. O yüzden beni sadece bir anı yap. Tamamen unutma, tamamen silme çünkü bir işe yaramış olmak istiyorum. Gelecek hayatında, hayatına almaman gereken adamlar listesinde bir yer edinmiş olmak istiyorum. Unutma ki o listede olayım. Zira milyonda bir ihtimal de olsa, bir gün bana benzeyen bir adam çıkarsa karşına, aynı hatayı yapmanı istemiyorum. Seni korumuş olmak istiyorum. Sadece senin gibi biriyle olmanı diliyorum. Seni daha çok mutlu edecek, verdiğin her güzel şeye 2 katıyla yanıt verecek biri. Yemin ederim içimde en ufak bir kıskançlık, bir üzüntü yok. İyi biriyle, seni mutlu eden biriyle birlikte olduğunu duysam, dünyada en çok sevinecek insanlardan biri olacağıma emin olabilirsin. Hatta yanımda olmadığın her an, senin adına şükredeceğim. Tıpkı sessizce daha önce yaptığım gibi…

Sana ettiğim “Teşekkür” ün en büyük anlamı ortak olduğun cezamdı. Ben bir suç işlemedim. Ama hep ceza çektim. Hayatım ceza çekmekle geçti benim. Hala da çekiyorum ve korkarım ki bir süre daha çekeceğim. Sense bunu bile bile, cezama ortak olmayı seçtin. Kimse yapmaz bunu, neden yaptığını hala tam olarak bilmiyorum. Yanıtın “Sevgi ve Saygı” olduğunu düşünüyorum. Öyleyse hem daha çok utanıyor, hem de daha çok teşekkür ediyorum.

Bundan sonra benim hayatımda bir yerin yok. Aklımda ve kalbimde sadece bir anısın. Ucuz kurtardığım bir anı. Kurtulduğum demiyorum, çünkü benim için ucuz bir şey yok. Seni kurtardığım için şükrediyorum. Yazılarımda bir cümle olacaksın, belki bir kelime içine saklanacaksın. Sana bu tehlikeyi yaşattığım için özür dilerim. Bir daha aynı hatayı yapmayacağım. İyiliği, güzelliği ve mutluluğu hak eden kimseye yaşatmayacağım.

O komik şüphelerini de düşünme bile. Her ne kadar korkup silip engellediysen de her yerden, ki bence iyi de yaptın, keşke endişe ettiğin için değil de, beni düşündüğün için yapsaydın. Zira hastayım ama sapık değilim. Takıntılı hiç değilim. Terbiyesiz ve bencil de değilim. Sandığın kadar iradesiz de değilim. Komik seni :)

Bana olan inancını ve güvenini sarstım, üzüldün belki, ama yaşayacağın onca kötü şeyi düşünürsen eğer, üzülmeyip sevinmen gerektiğini göreceksin. Merak etme, artık ne baktığın yerde olacak, ne de aklına geleceğim. Artık “kuantum” da yok. Benim gücüm onu da yok etmeye yetti. Başardım, içim rahat. Üzerimden büyük bir yük kalktı.

Dilerim ki tez zamanda ayrıldıktan sonra böyle şeyler yapmayan, yazmayan, çizmeyen bir sevgili bulursun. Dilerim ki  bir daha birinden ayrılırsan, ayrılık sebebin herkesinki gibi sıradan şeyler olur. Aldatma, kıskançlık, bencillik, terbiyesizlik vs. Dilerim ki bir daha ayrılık yaşamazsın.

Ona söyleyeceklerim bittiğine göre şimdi kendi pisliğimle baş başa kalabilirim.

Benim cezam tüm hızıyla kaldığı yerden devam ediyor. Ailemden bana çok büyük bir miras kalacağını hissettim bugün. Yanlış anlamayın maddi değil, çok büyük, parayla ölçülemeyecek bir manevi miras. Bana beni bırakacaklar. Tabi öncesinde ben onlara bir şey bırakmazsam.

Bir nebze olsun döktük içimizi. Bu seferki yazımız paralelboyut ta olmadı. Olsun, yabancı yer değil, ara sıra buraya da yazarız. Yazarız zira elden gelen başka bir şey yok. Yaş 31. Sene 2017. Değişen en ufak bir şey yok. Bozuk bir fizik, yorgun bir kalp, hasarlı bir beyin. Her üçüne de geçen her saniye zarar vermeye devam.

Dünyaya benden 1 tane daha gelmez. Kıymetimi bilin.

Eyvallah.

FFmpeg ve VidStab

ffmpeg-logo

 

Merhabalar.

Tarafıma gelen spesifik bir sorunla ilgili yazma gereği duydum.

Geçenlerde bir müşterim, ffmpeg kurulu sunucusuna vidstable pluginini kuramadıklarını belirtti ve tarafımdan yardım istedi. Benden önce sunucu optimizasyonları vb. konularda çalışmalar yapan birkaç kişiye daha ulaştığını fakat kimsenin sorunu çözemediğini belirtti. Bütçenin sorun olmadığını ve önemli olanın sorunun çözülmesi olduğunu da belirtince kolları sıvadım.

Ffmpeg konusunda uzmanlık derecesinde bilgiye sahip değildim, sonuçta benim uzmanlığım web sunucuların yaşadığı problemler. Daha önce ffmpeg kurmuşluğum vardı fakat vid.stable eklentisi ile ilk defa karşılaşıyordum. Biraz zorlayıcı ve fazlaca zamanımı alan bir çalışma oldu fakat problemi çözdüm. Tabi çalışmaya başlamadan önce bolca makale okumam ve defalarca farklı kombinasyon denemem gerekti. Her ne kadar işin sonunda ffmpeg in çok da kaliteli şekilde hazırlanmış bir 3. parti yazılım olmadığına kanaat getirsem de, yaptığı işler düşünüldüğünde dünyada şu an çok da fazla alternatifi olmayan bir yazılım olduğunu gördüm.

Eğer siz de ffmpeg, video sunucu, ffmpeg plugin leri, eklentileri konusunda, Linux, Centos, Debian, Ubuntu işletim sistemlerine kurulum ile ilgili sorun yaşarsanız tarafımdan destek alabilirsiniz. Tabi önemli olan bütçe değil işinizin yapılması ise ulaşın, aksi takdirde daha ucuz yöntemlere başvurmanız gerekecektir.

FFMpeg kurulumu konusunda her ne kadar Türkçe makaleler olsa da, pluginler ve yaşanan sorunlar ile ilgili malesef Türkçe makale bulunmuyor. Bu yazıyı yazma sebebim de aslında budur.

Youtube ‘ a rakip olmanız dileklerimle.

Tarafıma Skype yolu ile ulaşınız.

Skype : “cculha[@]hotmail.com”

“Ucuz” culara selam.

optimist-belesci

Ticari hayata girdikten sonra sıkça yaşadığım durumla ilgili bir şeyler daha karalayayım madem. Çok uzaklara gitmeyelim, sadece bu siteye bir şekilde girip, okuyup, bana ulaşan kişileri ele alarak karalayalım.

Ülke olarak her geçen gün daha da fakirleşiyoruz evet. İnsanımız da fakirleşiyor doğru. Ama taleplerine bakacak olursak ne hikmetse o her geçen gün artıyor. Adamın cebindeki para azaldıkça beklentileri daha da fazla oluyor. Gerçekten ilginç. Ne de olsa etrafımız kontörü olmayan iphone cularla dolu. Kapitalizm in en büyük pazarı olan Türkiye’de benim yaşadıklarımdan ufak bir örnek vereyim.

Adam son teknoloji bir şeye ihtiyaç duymuş. Araştırmacı ya hani, oturmuş internetin başına, yazmış Google’a, bulmuş benim siteyi. Ücretsiz verdiğim altın değerindeki bilgilerle yetinmemiş, benim etimden, sütümden faydalanmaya karar vermiş, atmış bana bir mesaj. Dibine kadar ücretsiz yardım edeceksin ulan bana diyor, çünkü bu siteyi yapmışsın. Ama ben parayı başkasına kazandıracağım onu bil diyor. Bu konuyu geçiyorum, esas değineceğim konu bu değil. Esas değineceğim konu “Ucuz” muhabbeti.

Her gün internetten onlarca kişi bana içinde “Ucuz” geçen cümle kuruyor. İstediği kılsız bir ürün, ama ucuz olsun diyor. Bu mantık nereden geliyor? Paran yoksa, alma, bitti. Teknolojide ucuzluk nedir, ben daha çözemedim. Dolar olmuş bilmemkaçlira, adam gelmiş ucuz yollu bir şey soruyor. Kardeşim dolar artınca sadece sen fakirleşmiyorsun, doların artması demek, “ucuz” kelimesinin tedavülden kalkması demek. Ben etrafımın bana içinde “ucuz” geçen soru sormalarını yasakladım. İnternetten gelenlere de aynı tepkiyi gösteriyorum. Bu sitenin adı culha.net, bazen 1milyoncu.com mu acaba diyorum?

Ben ne alırsan 1 milyoncu dükkanı işletmiyorum, burası pazar yeri de değil, en spesifik, en karmaşık, 1 taşla 10 kuş vuracağı çözümler isteyen adamlar, cümlenin sonuna ucuz olsun eklerken hiç çekinmiyorsa, ben de bu satırları karalarken çekinmiyorum.

Kardeşim teknoloji pahalı bir iştir. Senin ülkende üretilmeyen bir şeydir. Senin ülkende üretim yok, beyin yok, zeka yok, kalifiye adam yok. Sen teknolojiyi ne cürretle ucuz arıyorsun? Talep ettiğin işi yapan adam sayısı zaten bir elin parmaklarını geçmezken, sen kimden neyi ucuza talep ediyorsun? Daha da güzeli, neyi neyle karşılaştırıp pahalı buluyorsun? Neyin kaç lira olması gerektiğine nasıl karar veriyorsun?

Bir şekilde sitedeki paylaşımlarımı okuduktan sonra bu yazıma denk geldiyseniz küçük bir temenni olarak düşünebilirsiniz. Eğer gözünüz yükseklerde, kesin çözüm, stabilite, huzur arıyorsanız, parayı değil 2. plana, planlar arasına bile koymayın derim. Eğer en önemli kriteriniz bütçeniz ise de, nerede durmanız gerektiğini bilin, ya da talebinizden vazgeçin.

Ben Cihan ÇULHA olarak, hiçbir zaman hiçbir şeyi ucuz satmayacağımı iddia ve garanti ediyorum. Benden ucuz hiçbir şey alamayacaksınız. Çünkü en iyisini alacaksınız. Ucuz sattığım gün, zaten benimle çalışmayın.

Kaliteli bir yaşam dilerim.

Sonraki sayfa »