Etiket Arşivi: 'ABD'

Varlık Fonu

VARLIK FONU NEDİR? Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi hocası Prof. Dr. Yalçın Karatepe Türkiye Varlık Fonu'nun ne olduğunu anlattı. Video: Yalçın Karatepe 6 Şubat 2017

SENDİKA – www.sendika.org paylaştı: 6 Şubat 2017 Pazartesi

Ulusal Varlık Fonları, çeşitli finansal varlıklara yatırım yaparak gelirini artırmayı hedefleyen, devletin sahipliği ve yönetimi altında çalışan fonlardır. Bu fonun geliri genellikle bütçe fazlalarından oluşur. Bir ülke eğer bütçe fazlası veriyorsa bu fazlayı 4 şekilde kullanabilir: (1) Harcamalarını artırır. (2) Mevcut vergi yükünü düşürür. (3) Borçlarını erken ödemeye tabi tutabilir. (4) Bir varlık fonu kurarak bütçe fazlalarını buraya aktarır ve bu fonla ulusal ya da yabancı bazı finansal varlıkları satın alıp gelirlerini artırmaya çalışarak gelecek kuşaklara refahı aktarma yoluna gidebilir.

Bu tür fon yönetimlerinde temel hareket noktası varlıkları risk ve getiri dengesini gözeterek kazanç amaçlı kullanmaktır. Bu işlemleri, bütçe kısıtlamaları ve parlamentonun sıkı denetimi altında yürütmek kolay değildir. Varlık fonu kuruluşunun bir nedeni de bu kısıtlamalardan kurtulmaktır.

VARLIK FONUNUN AMACI NEDİR, NEREDE KURULUR?

Bir varlık fonu kurulmasının genel olarak iki temel amacı vardır: (1) Ülke ekonomisinin, konjonktürel etkilerden kurtarılarak istikrarlı biçimde işlemesini sağlamak. (2) Gelecek kuşaklara refah aktarabilmek. Bu çerçeveden bakınca fonun varlıkları ve getirilerinin karşılaşacağı risklerden yüksek olması gereklidir.

Varlık fonlarının kuruluş yeri olarak iki farklı uygulama söz konusudur: (1) Varlık Fonları, Merkez Bankası nezdinde kurulabilmektedir. Merkez Bankaları, rezervlerini değerlendirirken benzer işlemler yaptıkları için belirli bir deneyime sahiptirler. Ayrıca Merkez Bankalarının bağımsız yapısı bu tür fonların yönetimini siyasal etkilerden uzak yürütebileceği izlenimi vermekte, dolayısıyla kamuoyu nezdinde güven yaratmaktadır. (2) Varlık Fonları, ayrı bir şirket ya da idare olarak kurulabilmektedir. Bu tür bir kuruluşun, kendisini kanıtlayana kadar güven sorunuyla ve eleştirilerle karşılaşması olasılığı yüksektir.

VARLIK FONUNUN TEMEL DAYANAĞI NEDİR?

Bir varlık fonu kurulabilmesi için her şeyden önce bir varlık ya da kamu elinde oluşmuş bir gelir fazlalığı olması gerekir. Buna göre varlık fonları iki şekilde kurulabilmektedir: (1) Bir veya birden fazla emtiaya dayalı fonlar: Bunlar genellikle ihraç edilen emtianın gelirleri nedeniyle oluşan bütçe fazlalarından oluşur. Tipik örnekleri körfez ülkelerinin kurdukları fonlardır. Bu fonların çoğu ihraç edilen petrolden sağlanan gelirlerle oluşturulmuştur. Norveç’in kurduğu emeklilik fonu da benzer şekilde Kuzey Denizinden elde edilen petrol gelirlerinin yarattığı bütçe fazlasını gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlamaktadır. (2) Bir emtiaya dayalı olmayan fonlar: Bunlar ya Dış ticaret fazlaları ile ya da emeklilik fonlarında biriken paralarla oluşturulmaktadır. Bu tür fonların tipik örnekleri Çin, Kore ve Hong Kong gibi ülkelerin kurdukları varlık fonlarıdır. ABD’nin her iki örneğe de giren birden fazla varlık fonu bulunmaktadır.

VARLIK FONU NEREYE YATIRIM YAPAR?

Varlık fonları, ağırlıklı olarak, devlet tahvillerine, hisse senetlerine, yatırım fonlarına, çeşitli projelere geçici ya da kalıcı ortaklıklar yoluyla girip yatırım yaparlar. Bazı ülkeler varlık fonlarının yatırımlarıyla ilgili bazı kısıtlamalar ve standartlar getirmişlerdir. Örneğin birçok ülkede varlık fonları için S&P ve Fitch’in BBB – ve Moodys’in Baa3 kredi notları yatırım yapılabilir en düşük not olarak kabul edilmekte, bu notun altında kredi notu olan ülke tahvillerine yatırım yapılamamaktadır.

2006 yılında yaşanan subprime mortgage ve 2008 yılında yaşanan Lehman Brothers krizlerinin ardından ABD başta olmak üzere bu fonların bir bölümünün finansal sektör kuruluşlarını kurtarmakta kullanılması bunların uluslararası tartışma ve eleştirilerin hedefi haline gelmelerine neden olmuştur.

TÜRKİYE VARLIK FONU’NUN TEMEL NİTELİKLERİ

Türkiye Varlık Fonu kurulmasına ilişkin yasanın genel gerekçesi ve başlıca maddelerindeki hükümlerden hareketle bu fonun niteliklerini ve amaçlarını özetleyebiliriz.

(1) Türkiye Varlık Fonu Yönetimi A.Ş. adı altında 50 milyon TL sermayeli bir anonim şirket kuruluyor. Başbakanlığa bağlı olarak çalışacak olan şirketin sermayesi, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından konulacak. Şirketin yönetim kurulu en az 5 kişiden oluşacak ve başkan ve üyeleriyle şirket genel müdürü Başbakan tarafından atanacak. Bu anonim şirket özel hukuk hükümlerine tabi olacak. Şirket Türkiye Varlık Fonu İçtüzüğünü hazırlayacak ve bu iç tüzüğün tescili ile Türkiye Varlık Fonukurulacak. Ayrıca gerek görülmesi halinde Türkiye Varlık Fonuna bağlı alt fonlar kurulabilecek.

(2) Şirket tarafından Türkiye Varlık Fonu adına gerçekleştirilebilecek işlemler şöyle sıralanıyor: Yerli ve yabancı şirketlerin hisse senetleri, özelleştirme kapsam ve programına alınanlar dâhil olmak üzere Türkiye’de kurulan ihraççılara ait payların alınıp satılması. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar hükümleri çerçevesinde alım satımı yapılabilen yabancı kamu, özel sektör ve kamu borçlanma araçları ve ihraççı paylarının alınıp satılması. Vadeli mevduat ve katılma hesabı işlemlerinin yapılması. Hazine taşınmazları ve mevduat sertifikaları, altın ve diğer kıymetli madenler ile bu madenlere dayalı olarak ihraç edilen sermaye piyasası araçlarının alım satım işlemlerinin yapılması. Fon katılma payları, repo ve ters repo işlemleri, kira sertifikaları, gayrimenkul sertifikaları, varantlar ve sertifikalar, Takasbank para piyasası işlemleri, türev araç işlemlerinin nakit teminatları ve primleri, özel tasarlanmış yabancı yatırım araçları ve ikraz iştirak senetleriyle ilgili işlemlerin yapılması. Ulusal yatırımlar ile uluslararası alanlarda diğer devletler ve/veya yabancı şirketler tarafından yapılacak yatırımlara iştirak ve bunlarla sınırlı olmamak üzere diğer yatırım araçları işlemlerine girilmesi.

(3) Türkiye Varlık Fonunun kaynakları şu şekilde sayılıyor: a) Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından; özelleştirme kapsam ve programında bulunan ve Türkiye Varlık Fonuna devrine karar verilen kuruluş ve varlıklar ile Özelleştirme Fonundan Türkiye Varlık Fonuna aktarılmasına karar verilen nakit fazlası. (b) Kamu kurum ve kuruluşlarının tasarrufu altında bulunan ihtiyaç fazlası gelir, kaynak ve varlıklardan; Bakanlar Kurulu tarafından Türkiye Varlık Fonuna aktarılmasına veya Şirket tarafından yönetilmesine karar verilenler. (c) Türkiye Varlık Fonu tarafından yurtiçi ve yurtdışı sermaye ve para piyasalarından ilgili mevzuat kapsamında yer alan izin ve onaylar aranmaksızın sağlanan finansman ve kaynaklar. (d) Para ve sermaye piyasaları dışında diğer yöntemlerle sağlanan finansman ve kaynaklar.

(4) Şirket, Şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak alt fonlar Sayıştay denetimine tabi olmayacak. Şirket ve fonlar bağımsız denetime tabi olacaklar. Türkiye Varlık Fonu bünyesinde kurulacak fonlar, Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında bağımsız denetime tabi olacak.

(5) Şirket, varlık Fonu ve bu yasaya göre kurulan şirketler, alt fonlar gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutuluyor, ayrıca yapacağı işlemlerin bir bölümü de KDV gibi vergilerden istisna ediliyor.

TÜRKİYE VARLIK FONUNDAN BEKLENTİLER

Türkiye Varlık Fonundan beklentiler yasanın genel gerekçesinde sıralanmış bulunuyor. Buna göre;

(a) Türkiye Varlık Fonunun kurulmasıyla büyüme oranında artış sağlanacak.

(b) Sermaye piyasalarında büyüme ve derinleşme hızlanacak.

(c) İslami finansman varlıklarının kullanılması yaygınlaşacak.

(d) Yapılacak yatırımlarla yüzbinlerce kişiye istihdam olanakları sağlanacak.

(e) Savunma, havacılık, yazılım gibi alanlardaki yerli şirketlerin sermaye ve proje bazında desteklenmesiyle küresel oyuncu konumuna geçmeleri sağlanacak.

(f) Otoyollar, Kanal İstanbul, Üçüncü Köprü ve Havalimanı, Nükleer Santral gibi büyük altyapı projelerine kamu kesimi borcu artırılmadan finansman bulunacak.

(g) Katılım finansmanı sektör payı artırılacak.

(h) Arz güvenliğini sağlamak üzere, Türkiye için önem taşıyan petrol, doğalgaz gibi yurtdışındaki stratejik sektörlere bürokratik kısıtlamalara bağlı olmadan doğrudan yatırım yapılabilmesi gerçekleştirilecek.

(i) Bu Fon, ekonominin yapısal sorunlarını aşmakta katkı sağlamanın yanı sıra dış politikanın önemli bir enstrümanı olarak Türkiye’nin uluslararası arenada daha fazla söz sahibi olmasına katkı sağlayacak.

TÜRKİYE VARLIK FONU’NA İLİŞKİN ELEŞTİRİLERİM

(1) Türkiye Varlık Fonu, yukarıda ana çizgilerini özetlediğimiz şekliyle herhangi bir emtiaya ya da bir gelir fazlalığına dayanmamaktadır. Türkiye’nin petrol, doğalgaz gibi bir emtiayı ihraç ederek elde ettiği gelirleriyle yaratabildiği bir bütçe fazlası olmadığı gibi cari fazlası veya fazla veren bir kamu emeklilik sistemi de yoktur. Tam tersine Türkiye, son dönemlerde azaltmış olsa da bütçe açığı ve cari açık veren, kamu emeklilik sisteminin açığını da bütçeden karşılayan bir sisteme sahiptir. Gelir fazlası olan tek kamu fonu İşsizlik Sigortasıdır. O da bu amaç için kullanılamayacak bir fondur. Özetle Türkiye’nin bir varlık fonu kurmak için gerekli emtiası da gelir fazlası da yoktur.

(2) Fon’un gelirleri sıralanmış olduğu halde giderlerinin hangi alanlara yöneleceği konusunda yasada hiçbir açıklama bulunmamaktadır. Hangi giderlere yöneleceğini kanun metninden değil genel gerekçedeki açıklamalardan anlıyoruz. Bu durumda bu yasaya göre yapılacak gider denetiminin neye dayanarak yapılacağını çıkarmak mümkün görünmemektedir.

(3) Varlık Fonu için yeni bir gelir tanımlanmamakta, sadece bütçeye gidecek gelirlerin bir bölümü bu Fon’a aktarılmış olmaktadır. Normal olarak bütçeye aktarılan özelleştirme gelirlerinin Fon’a yönlendirilmesi ve bütçe gelirlerinden Fon’a pay verilmesi, bütçe gelirlerinin azalmasına ve dolayısıyla bütçe açıklarının artmasına yol açacak bir gelişmedir.

(4) Bankaların finans sektöründeki egemenliğinin azaltılması, İslami finans uygulamasının artırılması gibi bir Varlık Fonu’ndan beklenmeyen bir takım amaçların bu çerçeveye yüklenmesi zaten sıkıntılı olan düzenlemeyi iyice sıkıntıya sokmuş görünmektedir.

(5) 1996 – 97 yıllarında Erbakan’ın koalisyon hükümeti sırasında bir uygulama popülerlik kazanmıştı: Kamu kaynak havuzu. Bütçe dışındaki kamu kesimine ait kaynaklar bu havuzda toplanmaya ve buradan harcanmaya çalışılıyordu. Bu havuza her gün yeni bir kaynak aktarılıyor, bir süre sonra bu aktarımların başka bir alandaki dengeyi bozduğu görülünce yeni kaynak arayışları gündeme geliyordu. Türkiye Varlık Fonunun kaynaklarına bakınca aklıma Erbakan’ın Kamu Kaynak Havuzu uygulaması geldi.

(6) 1940’ların sonunda ve 1950’lerde Amerikalı ünlü karikatürist ve çizgi romancı Al Capp’ın yarattığı ve Shmoo adını verdiği bowling oyunundaki kukalara benzer hayali bir hayvan vardı. Müthiş sevimli bir tipti Shmoo. Siz ne hayal ederseniz o oluyordu. Örneğin tavuk olarak yemek isteseniz tavuk, et olarak yemek isteseniz et oluyordu. Kendi kendine çoğalabiliyordu. Türkiye Varlık Fonundan beklentileri okuyunca da aklıma Shmoo geldi.

(7) Başka ülkeleri bilemem ama Türk tarihi bu tür mali buluşlarla doludur. III. Selim’in padişahlığı sırasında 1793 yılında İrad‑ı Cedid Hazinesi kurulmuş ve böylece Osmanlı İmparatorluğu’nda tek ve merkezi Hazine düşüncesinden ilk sapma ortaya çıkmıştır. Bunu Tersane Hazinesi ve Zahire Hazinesi izlemiştir. Sonraki dönemlerde Hazine sayısı artmaya devam etmiştir. Mukataat Hazinesi, Mansure Hazinesi, Redif Hazinesi, Darphane Hazinesi ve Maliye Hazinesi bunların en önemlileridir. Hazinelerin çoğalması Osmanlı mali sistemini rahatlatmamış, tam tersine mali disiplini alt üst etmiştir. Hazine sayısının artmasının Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünde özel bir yeri vardır. 1839 yılında tek ve merkezi Hazine sistemine geri dönülmüştür.

1980’li yıllar, bütçe dışı fonların yarattığı çoklu hazine sistemine geri dönüş yılları olmuştur. Çoklu hazine sisteminin en zararlı yönü, merkezi hazinenin gelirlerinin dağılması, gider önceliklerinin kaybolması, belirli gelirlerin belirli giderlere ayrılması nedeniyle zorunlu olan bir takım giderlerin yapılamaması ve bütün bunların sonucunda kamu yönetiminde mali disiplinin ortadan kaybolmasıdır. 1994 ve 2001 krizlerini hazırlayan altyapıda bu fonların olumsuz katkısı önemli yer tutmaktadır.

2000’li yıllarda yapılan yapısal reformların en önemlilerinden birisi bu çoklu mali yapının giderilmesi olmuştu.

 

 

Kaynak : Mynet

Gelen Aramalar:

  • varlık fon
  • varlık fonu not

Saldırı Sonrası SONY!

Biliyorsunuz ya da bilmiyorsunuz, geçtiğimiz aylarda Sony’nin başı siber saldırılar ile derde girdi. Firmanın bilgisayarlarına girildi, önce sinemalarda henüz oynamamış filmler çalındı, internete dağıldı. Daha sonra haberlerin ardı arkası kesilmedi. Personelin özel bilgilerine, şifrelerine kadar her şeyin çalındığını duyar olduk. Konuyla ilgili güzel bir yazı buldum. Paylaşmak istedim;

Alıntı:

Sony’de siber saldırı sonrasında ne oldu sorusuna cevaben, Fortune Dergisi, Sony Los Angeles Ofisi’nden adı açıklanmayan bir çalışanın anlattıklarına yer verdi.[2]. Özellikle siber saldırıya uğrayacak firmalar ve onların Bilgi İşlem departmanları için için ders verici nitelikteki bu konuda, anlaşılan o ki, Sony hazırlıklı değilmiş ve olayın vehametini de hemen anlayamamış.

 

Sony’ye yapılan siber saldırı konusunda hala ortalık çok sıcak. Bir cephede saldırının teknik tarafı yani “kim tarafından yapıldı?”, “niye yapıldı?”, “hangi yöntemle yapıldı?”, “neden Sony hedef seçildi?” gibi sorular ve tabi ki, FBI’ın cuma günkü Kuzey Kore suçlaması ile Obama’nın “cezasını keseceğiz” açıklaması var[1].

Diğer taraf ise daha magazinsel ve hatta yer yer eğlenceli, “meğerse yeni bir James Bond arıyorlarmış, hem de zenci..”, “ABD’de büyük tepkilere yol açan ve SOPA olarak adlandırılan kanun tasarısı konusunda, meğerse –başta Google–, bu firmalar el altından uygulamalar yapıyormuş” ya da “meğerse kadın sanatçılar tahminlerde çok daha az para alıyormuş” ya da “Sony yöneticisi Angelina Jolie için “şımarık arsız” demiş” ya da bla bla.. Sony’den ortaya dökülen belgeler ve e-maillerde pek çok hikaye var ve konuşuluyor..

Ama bir de “Sony’de bu olay olduktan sonra, içerde ne oldu?” sorusu var. Siber saldırıların gitgide daha sofistike ve hedefli hale geldiği günümüzde, bu tür bir saldırıya uğrayacak firmalar için ders verici nitelikteki bu konuda, Fortune Dergisi, Sony Los Angeles Ofisi’nden adı açıklanmayan bir çalışanın anlattıklarına yer verdi.[2]. Anlaşılan o ki; Sony hazırlıklı değilmiş ve olayın vehametinin düzeyini de hemen anlayamamış. Çalışanın anlattıkları şu şekilde;


Şükran gününden önceki pazartesi sabahı, hepimiz ofise gelmiştik. Bazılarımız bilgisayarlarını açmış, çalışmaya başlamışlardı. Sonra sabah 8:15 civarında ekranlar karardı.

Bütün networkü derhal durdurdular. Haftanın kalanında pek çalışamadık. Gerçi tatil haftası olduğu için pek sorun da olmadı. Ama sonraki salı ve çarşamba günü yaşananlar, bunun basit bir hack olayı olmadığını ortaya çıkardı.

Şükran günü arkasından, dosyalarımızı ve yıl bitmeden yapmak zorunda olduklarımızı, geri almamızın uzun süreceği esprisi yaptım ama gerçekten de böyle olduğunu ancak sonraki pazartesi-salı anladık.

Olaylar daha net hale geldi ve hangi bilgilerin çalındığı ortaya çıkmaya başladı. Anladık ki, tekrar normal hale dönmemiz haftalarca sürecekti. Çarşamba ya da perşembe civarında, insanlar “bankanı ara”, “şifreni değiştir” ve “çek hesabını yenile” gibi cümleler kurmaya başladılar.

Çok rahatsız oldum. Ama sadece ben değil. Bütün çalışanlar, tasarrufları, emeklilik fonları ve çocukları konusunda endişeye kapıldılar.

Ve.. maalesef bloglardan birisinde bütün bilgiler vardı. Bu bloglardan ya da web sitelerinden, Michael (Lynton, Sony’nin CEO’su) ve Amy’den (Pascal, Sony eşbaşkanı) alamadığımız bilgileri alıyorduk.

Haftasonunda, bütün banka hesaplarım ve kredi kartlarımdaki her hareket için bir SMS oluşturulacak şekilde düzenlemeler yaptım. Birikimlerimin uçmasını görmek istemiyorum.

5 banka hesabım ve kredi kartım için, her bir şifremi tek tek değiştirdim. Sonra 401 (K), sağlık sigortası, 3 e-mail hesabı ve Facebook şifrelerini değiştirdim. daha sonra Amazon, eBay, PayPal ve diğer alışveriş sitelerindeki şifrelerimi değiştirdim. Yani 25-30 tane şifre değiştirmiş oldum.

Sonrasında iş yerinde ödünç laptoplar, kalem ve kağıtla sunumlar ve veri tabanları hazırlamaya başladık. İş için gereken dosyalar, PDF’ler ve sözleşmeler hazırladık. Yapabildiğimiz kadar çalıştık, işe dönmeye başladık.

Bu arada ben iş bilgisayarımdan bir daha asla finansal işlem yapmamaya karar verdim. Eğer çok acil bir şey gerekirse, akıllı telefonumu kullanırım ya da eve giderim. Risk almaya değmez.

Bazı arkadaşlarımız daha da ileriye gittiler. Pasaportlarını bile değiştirdiler. benim için paramı ve finansal hesaplarımı korumak daha önemli.

Bir adım daha ileri düşünelim; birilerinin benim sağlık sigortamla tıbbi hizmet aldığını düşünmeli miyim?

Neden çalışanlara daha çok bilgi sağlamıyorlar. Neden güvenlik danışmanları tutmuyorlar?

Haberlerde bizim moralimizin düşük olduğunu okuyorsunuz. Ben “moralimiz düşük” demezdim. Daha ziyade “artık sürekli omuzumuzun üzerinden arkaya bakıyoruz. Bu sonsuza kadar da böyle olacak” derdim.

Görüldüğü gibi, Sony gibi dünya devleri bile “yeni dünyanın” yani siber saldırıların etkin olduğu bir dünyanın farkında değil. Felaket planlaması yapmamışlar. Çalışanları bilgilendirmedikleri ve çalışanların ne yapacaklarını bilemedikleri görülüyor. Daha önemlisi bu konuda “anında” tedbir alınmamış. Yapılmış herşey (şifre değiştirme gibi), olaydan günler, haftalar sonra yapılmış.

Bir yandan da, “iş bilgisayarlarından özel işlem yapılmaması” gerektiği görülüyor. Şahsi bilgisayarlardan çok daha fazla hedeflendiği için, iş bilgisayarları finansal ya da diğer özel işler için çok daha tehlikeli.

 

Kaynak : http://turk-internet.com//portal/yazigoster.php?yaziid=48651

Gelen Aramalar:

  • fortune dergi arşiv