3G Telsiz / WCDMA Telsiz / 4G Telsiz / SIM Kartlı Telsiz / CDMA Telsiz

Merhabalar. Yine Türkiye’de henüz pek bilinmeyen, benim yaklaşık 6 senedir üzerinde çalışmalar yaptığım ve projeler geliştirdiğim bir konuda elimden geldiğince basit bir anlatım yapmaya çalışacağım.

Telsiz’in ne olduğunu bu yazıyı bulduysanız zaten biliyorsunuz. Sizlerin bu güne kadar bildiğiniz telsizler kendilerine has frekanslarda, HF UHF VHF gibi, çalışan cihazlardır. Bu cihazların kullanılacağı duruma göre lisanslı, lisanssız versiyonları bulunmaktadır. PMR diye tabir edilen UHF 446 frekansında çalışan cihazları düşük güçte kullanmak koşuluyla lisanssız şekilde kullanabilirsiniz. Yüksek güçte kullanmak veya bir röle aracılığı ile mesafeyi genişletip kullanmak için profesyonel diye tabir ettiğimiz lisanslı UHF VHF cihazlara ihtiyaç duyarsınız. Türkiye’de kanunlar gereği bu cihazları kullanmanız için OKTH firmaları ile çalışmanız, anlaşma durumunuza göre cihaz, röle, frekans bedeli vb. gibi ücretler ödemeniz gerekir.

OKTH kullandığınız zaman düne kadar en geniş mesafeye sahip oluyordunuz. Bu mesafe bölgeye göre bir mahalleyi kapsayabileceği gibi bir ilçeyi de kapsayabiliyordu. Fakat OKTH kesin çözüm oluyor muydu? Tabi ki hayır. Hem çekim kapasite problemi yaşatıyor hem de seste cızırtı, hışırtı, bozulma durumları ile müşteriyi uğraştırıyordu. Hele ki hizmet alınan firma aynı frekans üzerinden gereğinden fazla müşteriye satış yapmış ise, frekansın boşalmasını bekleme durumları ile karşı karşıya kalıyordunuz.

Daha sonra çıkan dijital telsizler, örn: DMR sistemler, her ne kadar analog telsizlerdeki problemleri çözeceğini söylese de, Türkiye’de ön planda olan her zaman satış kaygısı ve para kazanma olduğundan, bizdeki satıcılar bu sistemlerle de müşterileri mağdur etmeyi başardılar. DMR konusuna hakim olmadan, röle programlamayı bilmeden, aynı frekansı gereğinden fazla kişiye bölüp satan satıcılar sebebiyle, müşteriler DMR sistemlerde, analog sistemlere göre daha fazla problem yaşadılar. DMR codeclerinin kalitesizliği ve uyumsuzluğu da düşünüldüğünde, insanların seslerinin robot gibi olmaları durumları da müşteri memnuniyetsizliğini artırdı. Sonuç olarak Türkiye geneline baktığınızda, genel anlamda herkesin telsiz altyapısı ile ilgili memnuniyetsizliği olduğunu görebilirsiniz.

Yine bir örnek vermek gerekirse, AVM gibi yapılarda, güvenlik ekibinin yer altında, hatta yer altında birkaç katta telsizlerini hiç kullanamadıklarını görürsünüz. Firmalar her ne kadar çözüm üretiriz deyip sistemlerini satsalar da, bu sorunları Türkiye’de tam manasıyla çözen bir firma bulamazsınız. Yalnız tekrar ediyorum, sözde her telsiz firması bu sorunu çözmektedir. PMR ile işini gören kuruma, sorunu çözeceğiz deyip Röleli sistem satarlar, röleyi çatıya kurarlar, röle bedeli ödenir, yeni cihaz bedelleri ödenir, frekans bedelleri ödenir, ödenir de ödenir peki sonuç? Sonuç zemin kattaki arkadaşlar yine yalnızdır ve sessizdir. İşte bu noktada, 3g ve 3g nin de çekmediği yerde WiFi telsizler çözüm olmaktadır.

Bayiliğini almış olduğumuz Android Tabanlı çalışan 3g / wcdma / bluetooth kapasitesine sahip telsizlerimiz ile her türlü haberleşme çözümünü tarafınıza sunmaktayız.

Eğer siz de eski teknoloji telsizlerden sıkılıysanız ya da haberleşme yatırımı yapmayı düşünüyorsanız doğru yazıyı okuyorsunuz. Bu saatten sonra bir yatırım yaparsanız ve profesyonel çözüm düşünüyorsanız, PMR, OKTH gibi çözümleri elemenizi öneririm. Doğru çözüm arıyorsanız son teknoloji olan SIM Kartlı telsizleri kullanmanızı öneririm.

Android konusunda, linux sistemler konusunda ve bu sistemlerin barındırdığı yazılımların geliştirilmesi konusunda uzmanlığım olduğundan şahsen bu sistemler ile istediğim senaryoları gerçekleştirebiliyorum. Sözü uzatmadan maliyetlerden bahsetmek istiyorum.

WCDMA Telsizleri kullanmak için normal telsizlere nazaran bir takım maliyetlere katlanmanız gerek fakat bu maliyetler size şu + lar olarak geri döner.

  1. Sınırsız çekim kapasitesi
  2. Cep telefonundan daha iyi Ses kalitesi
  3. Harita Takibi
  4. Bekçi Tur Sistemi

2 adet model satışımız mevcuttur. Ürünlerin sipariş linklerini yazı sonunda paylaşacağım. “Inrico” markasının yetkili satıcısı olduğumuzdan, daha da önemlisi Android sistemlere hakim olan Türkiye’deki tek satıcı olduğumuzdan, cihazları bizden aldığınız takdirde tarafınıza özel her türlü özelleştirme şansını da satın almış olursunuz.

Ekranlı model ile ekransız model arasındaki en temel fark, ekranlı olan modelin hem daha üst düzey, yönetici cihazı olarak görünmesi, hem de ekranlı cihazların birbirleri arasında yazılı ve görüntülü mesajlaşmaya olanak tanımasıdır. Yine geleceğe yönelik olarak ekranlı cihazlar tercih edildiğinde, özel programlarınızı da destekleme şansı olmaktadır.

Cihazların maliyet bilgilerini verecek olursak;

Ekransız modele 175$, ekranlı modele 295$ a sahip olabilirsiniz. SIM kartı ve data kullanımı talebiniz olacaksa, bu talebi kendiniz de karşılayabilir, bizden de talep edebilirsiniz. Ortalama olarak sim kartların ilk alım ücreti 50 TL, aylık data ücreti 20TL olmaktadır.

Ayrıca bizim satışını sunduğumuz programları tercih edeceğiniz durumda, tüm yazılımsal desteği tarafımızdan alacak, yazılımsal hiçbir işlemle uğraşmak durumunda kalmayacaksınız. Sunduğumuz yazılımları kullanmanız durumunda aylık lisans bedeliniz cihaz başı 7$ olacaktır.

Şayet altyapı hizmeti tarafınıza özel olsun isterseniz, telsiz cihazlarınızın bulut altyapısını size özel ayrılmış sunucularda da barındırabilirsiniz. Bu durumda size özel sunucu kurulmaktadır. Sunucu kurulumu ücretsiz olup, cihaz başı lisans bedeliniz bu durumda 14$ olmaktadır. Size özel sunucu kurulduğunda, genel sunucuda yaşanacak hiçbir yoğunluktan etkilenmezsiniz.

Sistemlerimizde Loudtalks firmasının tarafımıza özel ayrılmış sunucularında lisanslı altyapısını kullanmaktayız. Şayet daha önce anlaşma yaptığınız, hali hazırda kullandığınız lisanslı programlarınız mevcutsa, satın alım durumunda bu yazılımların cihazlara entegresi konusunda da yardımcı olmaktayız.

Konu ile ilgili tarafımıza 0850 302 62 67 nolu telefondan veya iletişim formundan ulaşabilirsiniz.

Geleceğin teknolojisi olan 3g telsizlerin satışı çok kısa bir süre içerisinde patlama yapacak ve bu cihazlar eski telsizlerin yerini alacaktır. Siz de geç olmadan iletişimde yerinizi alın.

Saygılar.

Ürün siparişi için ulaşınız. 0850 302 62 67

Not : Bu linkler ürünlerin donanım fiyatıdır. Kullanacağınız yazılım bedeli + sim kart + data kullanım bedelleri aylık olarak hesaplanır ve yukarıda verilen fiyatlara dahil değildir. Kendi alt yapınızı ve data hatlarınızı kullanmayacak iseniz lütfen sipariş öncesi irtibata geçiniz.

Deneyim HaberleÅŸme logo

Wireless Çıkış Gücü

Selamlar.

Bir diğer konu olan çıkış gücü hakkında da bir şeyler yazmaya karar verdim.

Artık hepimiz, wi-fi teknolojileri ile iç içe yaşıyoruz. Fakat wireless bağlantılarla ilgili yaşanan sorunlar azalmakla kalmıyor, günden güne artıyor. Artmaya da devam edecek gibi görünüyor. Zira havada dolaşan elektromanyetik dalgalanmaları görebilseydik veya duyabilseydik, muhtemelen kafayı yerdik. Her ne kadar görmeyip duymasak da, sağlığımızı olumsuz etkilediğini kesinlikle söyleyebilirim. Radyasyonun içinde yaşamakla kalmıyor, artması için de elimizden geleni yapıyoruz. Hatta artık radyasyonsuz bir hayat düşünemez olduk.

Evimizdeki wireless modemler, routerler, access pointler arka odalardan çekmediği zaman, hepimiz bir şekilde uzman edasıyla cihazın paneline girer, kablosuz ayarlarını kurcalamaya başlarız. Kanal değişimleri, çıkış gücü değerleri ile oynarız. Ya da her şey yolundysa, çalışan sisteme dokunmayalım der ve asla girmeyiz. Birkaç naçizane tavsiyede bulunayım.

Router ve istemciler arasında bir radyo dalgası alış verişi olur. Burada temel nokta iki cihazın birbirini sağlıklı şekilde duyabilmesidir. Yani her iki cihazın da hem alış, hem de gönderme kapasitesi yeterli olmalıdır. Burada iki önemli unsur vardır. Bunlar cihazların çıkış katı, ve anten hassasiyetidir. Bu ikisi yeterli olduğu takdirde sorunsuz iletişim kurulur. Peki hangi durumlarda nasıl sıkıntılar yaşanır?

Bir cihazın çıkış gücünü, cihazın konuşurken çıkardığı ses yüksekliği gibi düşünebilirsiniz. Yani cihazın çıkış gücünü ne kadar yükseltirseniz, cihazın o denli bağırmasına sebep olursunuz. Bunun olumlu yanı, evet cihazın sesi arka odalara gidecektir. Ama wi-fi bağlantısı bir radyo istasyonu yayını değildir. Zira siz radyo dinlerken sadece dinlersiniz. Radyonuzdan radyo istasyonuna bir sinyal göndermezsiniz, yani sadece alıcı durumundasınızdır. Bu sebepten radyo istasyonları izin verilen ölçüde yüksek güçte çıkış yapma özgürlüğüne sahiptirler. Gel gelelim sizin için durum böyle değil. Cihazınızın gücünü ne kadar çok açarsanız, belli bir seviyeden sonra cihazınızın duyma kabiliyetini öldürme başlarsınız. Şöyle düşünün. Bağıra çağıra konuşurken karşınızdakini duyabilir misiniz? Kendi sesiniz karşıdakinin sesini bastıracaktır, havada sadece sizin sesiniz dolaşmaya başlayacaktır. Kendinizi kötü etkilediğiniz gibi, etraftaki diğer cihazların da iletişimini bozacaksınız.

Yüksek çıkış gücünün diğer dez avantajlarına gelirsek, cihazın çıkış katının ömrü kısalacaktır. Zira yüksek çıkış gücü fazla ısı ve kısa ömür anlamına gelir. Cihazın anteninde meydana gelecek bir arızada cihazın bunu telafi etme şansını azaltacaksınız. Bu konuyu SWR tabiri ile açıklayabiliriz. Yani anten verimli çalışmadığında, cihazdan çıkan elektrik yükü havaya gidemez ve cihaza geri döner. Bu da cihazda SWR ye yol açar ve bir süre sonra çıkış katı yanar. Cihazda bir koruma sistemi varsa durum telafi edilse de, yoksa bozulan cihazınızla baş başa kalırsınız. Bunun yanı sıra, yüksek çıkış gücünün insan sağlığına olan zararlarını da araştırabilirsiniz. Mikrodalga fırın içinde yaşıyoruz, bir de kendinizi vurmayın derim. Yüksek çıkış güçlü bir vericinin yanında bir süre vakit geçirin, baş ağrınızı fark edeceksiniz.

Sözü açılmışken antenlerden de bahsedeyim. Cihaz antenlerini doğru konumlandırmak çıkış gücünden çok çok daha önemlidir. Hatta çıkış gücünüz berbat ama anteniniz iyi olsun, yüksek çıkış gücü ve kötü antenden çok daha iyi iş görecektir. Anten konumlandırırken, kullanacağınız istemcilerle aynı polarizasyonda kullanın derim. Detaylı bir konu olduğundan, günümüz cihazları için dik konum idealdir. Eğer fazla antene sahip cihazlarınız varsa, duruma göre deneyerek bulabilirsiniz. 1 dik 1 yatay da genel anlamda işinizi kolaylaştırabilir.

 

Peki çıkış gücü ayarı nasıl yapılmalı?

En düşükten başlamanızı tavsiye ederim. Alıcı cihazda 25dB leri yakaladığınız nokta bence yeterli. 25 in altına inmeye, 30 un üzerine çıkmaya pek gerek yok. Zira, gereğinden fazla yüksek çıkış güçlü yayın yaparsanız, ağınızdaki diğer cihazların veya yayın yapan cihazın paneline bile girmekte zorlanmaya başlarsınız. Cihazların tamamı baskı yemeye başlar ve bağlantınızda yavaşlama, durma, kopma gibi sorunlar yaşamaya başlarsınız. Hali hazırda kullandığınız cihazların çıkış güçlerini düşürerek denemelere başlayabilirsiniz. Eğer düşük güçler size yeterli gelmiyorsa, kanal küçültmeyi deneyebilirsiniz. Cihazınızı verimli kullanın, yormayın ki, size saçmalamadan hizmet etsin. Uzun yıllar da birlikte mutlu yaşayın.

Konular çok fazla detay ve teknik bilgi içerdiğinden, birçok konuyu es geçiyorum. Yazılarımda herkesin anlayacağı bir dil kullanmaya özen gösteriyorum. Burada verdiğim bilgiler, pratik olarak sizin evinizde veya iş yerinizde kendi başınıza halledebileceğiniz durumlar içindir.

Daha ciddi ve karmaşık sistemler hakkında teknik desteğe ihtiyacınız olursa, iletişim veya yorum bölümünden bana ulaşabilirsiniz.

İyi iletişimler dilerim.

Gelen Aramalar:

  • wifi dbm nedir
  • kablosuz çıkış gücü
  • dBm nedir
  • çıkış gücü değil
  • wireless dbm nedir
  • 20 dbm nedir
  • 20 dbm kaç metre
  • modem güç yüzde kaç
  • 27dbm kaç olmalı
  • dsl 2600 kablosuz çıkış gücü
  • dbmnedir
  • dbm kaç olmalı
  • dbm kablosuz iletim
  • cikis gucu modem
  • -64 dbm ne demek

Wi-Fi (Wireless) Kanal Karmaşası

Merhabalar.

Bugün sizlere Wi-Fi modeminize ayar yaparken kafanızı karıştıran ayarlardan biri olan Wi-Fi Kanalı hakkında bilgi vermek istiyorum. “Hangi wi-fi kanalını seçmeliyiz, hangi kanal daha hızlı, hangi wi-fi kanalı daha güvenli, hangi wi-fi kanalı daha uzak mesafeden çeker?” gibi sorularınıza yanıt bulmaya çalışalım.

Wireless kelimesinin Türkçe karşılığı, “Kablosuz” dur. Yani kablosuz haberleşen tüm cihazlar aslında wireless teknolojiye sahiptir. Fakat wireless, belli bir standarttaki radyo frekansı ile haberleşen cihazların kullandığı tekniğe verilen isimdir. Zira IR (Infra Red) veya BT (Bluetooth) teknolojileri de her ne kadar kablosuz iletişim sağlasa da “Wireless” diye pek nitelemeyiz. Esasen yanlış bir kullanım olmaz. Infrared her ne kadar kızılötesi ışıma yöntemi ile haberleşse de, bluetooth wireless a benzer şekilde radyo dalgaları kullanmaktadır.

Konuyu fazla dağıtmadan gelelim wireless kanallara. Nedir bu wireless kanallar?

Wireless kanalını, telsiz kanalına benzetebiliriz. Yani kanal değiştirmek, frekans değiştirmek anlamına gelir. Routerinizin yayını hangi frekanstan yapacağı sizin belirlediğiniz kanal ile ilgili değişim gösterir. Tabi bunlar minimal değişimler olur. Örnek vermek gerekirse, 2.4 Ghz standardı yasal olarak her cihazın kullanımına açılmış bir standarttır. Siz kanal değiştirseniz, yani frekans değiştirseniz bile yine 2.4Ghz frekansında kalmış olursunuz. Sadece bu bantta izin verilen kanallar arasında Mhz bazında frekans değişmiş olursunuz. Telsizcilikten anlayan veya radyo, tv iletişiminden anlayan kişiler için bu durumu anlamak daha kolaydır.

Şimdi size 2,4 Ghz kanallarını listeleyelim. Eski cihazlar her ne kadar 11 kanala izin verse de, günümüzde birçok popüler cihazda 2,4 bandında 13 kanala rastlarsınız. Esasen bu kısıtlandırmalar, ülkelerden ülkelere değişim göstermektedir. Keza aynı şekilde cihazların çıkış gücü de satıldığı ülkeye göre ayarlanır. Telsiz iletişimindeki kanunler bu durumuda da geçerlidir.

Aynı şekilde son yıllarda 2.4Ghz bandının çok kalabalıklaşmasından ötürü 5GHz bandı da kullanıma açılmıştır ve ülkemizde de kullanımdadır. 5Ghz bandı daha yüksek bir band olduğundan ve kanalların kanal genişlikleri (bandwidth) de artırıldığından, daha yüksek band genişliklerine ve hızlara imkan sağlamaktadır. 2.4 Ghz de kanal genişliği 20mhz iken 5ghz de 40 mhz ye çıkarılmıştır. İlerleyen dönemlerde 80mhz ve 160mhz kullanan aletleri de görmeye rastlayacağız.

Yine konuyu dağıtmadan aradığımız soruların cevabına gelelim. Kanallar arası nasıl bir fark vardır, kanal değişimi ne getirir, ne götürür, hangi durumda hangi kanal kullanılır?

Cevap:

Telsizcilik kanunların öğrendiğimiz bir şey varsa, o da düşük frekansın mesafe, yüksek frekansın kalite olduğudur. Sizler için birazcık açalım:

Modeminizde kullanacağınız düşük kanal, örneğin 1. kanal, sizin mesafe sorununuzu çözer, kullanacağınız yüksek kanal, örneğin 13, sizin hız sorununuzu çözer. Teorik olarak bu durum böyledir, fakat pratikte bire-bir çözüm alamayabilirsiniz, zira bu koşulları çevre faktörleri fazlasıyla etkiler.

Sinyal kirliliği denen faktör bu durumları değiştirir. Yani genel olarak sizlere tavsiyede bulunan kişiler, en temiz, yani en az kullanılan kanalı seçmeniz yönünde tavsiye verirler. Bu mantıklı bir hareket olacaktır. Fakat tüm kanallar kirliyse veya tüm kanallar temizse ve bir kanal seçmeniz gerekiyorsa burada son kararı siz verirsiniz. Kendinize sormanız gereken soru; bana hız mı lazım, yoksa bağlantı mı olacaktır.

Eğer çok hızlı bir bağlantıya ihtiyacınız yoksa, yani lokal ağ bağlantınızın çok hızlı olması gerekmiyorsa ve internet hızınız da 50-100mbit ler seviyesinde değilse, ben size küçük kanal kullanmanızı öneririm. Zira mesafe sınırı yaşıyorsanız ve cihazınızla uzaktan bağlantı kurmakta zorlanıyorsanız küçük kanal yine işinizi görecektir. Bağlantının kurulmaya çalıştığı ortam çok kalabalıksa, çok fazla duvar veya eşya varsa, karmaşık bir düzende bağlantı kurulmaya çalışılıyorsa küçük kanal işinizi görecektir. Peki küçük kanal kullanırken ne yapmalı?

Küçük kanal kullanıyorken, yayılım gereği cihazınız düşük güçlerde uzak mesafelere sinyal gönderebilir hale gelir.

Bu size uzaktan bağlanma avantajı sağladığı gibi, sinyal kirliliği dez avantajı da sağlar. Yani modeminizden çıkan sinyallerin, havadaki diğer cihazların yaydığı sinyallerden etkilenme olasılığını artırmış olursunuz. Ayrıca sinyalinizin istemediğiniz kadar uzaklardan duyulup güvenlik zaafiyeti yaratmasına da sebep olursunuz. Peki bu durumda ne yapmalı?

Cevap : Ne kadar küçük kanal kullanıyorsanız, çıkış gücünüzü, yani modemin çıkış gücünü o kadar düşürmenizi tavsiye ederim. Örneğin 1. kanalda, en düşük güçte bile çıkış yapsanız, bağlantınız sizi tatmin edecektir. Etmez ise yavaş yavaş yükseltmeyi deneyin. Unutmayın, gereksiz yüksek güç, hem sizin sağlığınız, hem modemin ömrü, hem de bağlantı kaliteniz açısından dez avantaj yaratır. Aşırı gürültü hızınızı olumsuz etkiler. Yani güç yükselterek değil, güç düşürerek kalite artırmanız olasıdır.

Hangi durumda yüksek kanal?

Hız öncelikli çalışıyorsunuz. Ağ cihazlarınız arasındaki veri aktarımı 1. önceliğiniz. İnternetiniz çok hızlı ve elinizden geldiğince yüksek hıza ihtiyacınız var. Yüksek kanal doğru tercih.

Ortamda çok fazla wi-fi cihazı veya radyasyon yaratan cihaz var. Küçük kanalda sıkıntı yaşanıyor. Çözüm yüksek kanal.

Yüksek kanal kullandığınızda uzak mesafelerde bağlantı gücünüzün zayıfladığına şahit olabilirsiniz. Bu gayet normal bir durumdur. Aynı doğrultuda çıkış gücünüzü artırarak çözüme kavuşabilirsiniz. En yüksek güçte bile mesafe sorunu yaşarsanız, kanalınızı yavaş yavaş küçültmeniz gerekir.

Yani sözün özü, mesafe için küçük, hız için büyük kanal. Ama tekrar ediyorum. Ortamın durumu bu söylediğimi mutlak surette etkiler. O yüzden en mükemmel sonuca ulaşmak istiyorsanız, benim tavsiyem, tüm kanalları tek tek denemeniz olur. Ayrıca eski cihazlar 11. kanaldan yukarısını görmeyebilirler. Şu cihaz bağlanıyor bu cihaz bağlanmıyor durumlarında ilk aklınıza gelen detay bu olsun.

Gelelim 5Ghz mevzusuna. Eğer bağlantı, çekim vs. gibi sorunlar yaşıyorsanız, boşuna paranızı çöpe atıp gidip de 5ghz destekli cihaz almayın. 5Ghz cihaz kapalı alandaki mesafe sıkıntınızı gidermez , aksine büyütür. Açık alanda 2 cihazın karşılıklı haberleşmesi konusunda 5ghz çok güzel iş çıkarsa da, evinizin içinde arka odada sıkıntı yaşarsınız. Yani AC destekli o yeni ve pahalı modeminizin nimetinden faydalanmanız için, modemin karşısında oturuyor olmanız gerekir. Aynı koşulda kullandığınız istemci cihazın da 5ghz ve ac desteği olması gerekir.

Daha önceki bir yazımda, beamforming teknolojisinden de bahsetmiştim. Kısaca değinmek gerekirse, cihazın istemciye güdümlü şekilde sinyal günderdiği bir sistem diyebiliriz.

Sonuç olarak, Wi-Fi kanal seçimi, bir wi-fi ağındaki en önemli unsurdur. Bazen cihazın tüm ayarlarını da değişseniz çözüme ulaşamazsınız, fakat aylar sonra aklınıza kanal değiştirmek gelir ve tüm dertleriniz biter. Aynı şekilde aylardır sorunsuz kullandığınız kanal artık sorun yaratan kanala dönüşmüş olabilir ve değiştirmeniz gerekebilir. Üst ve alt komşunuz yeni cihazlar almışlar veya kanallarını değiştirmişlerdir. O kanal sonsuza kadar verimli olacak diye bir kaide yoktur.

Şimdilik anlatacaklarım bu kadar. Yazdıklarım size yeterli gelmez ise, ya da uygulamaya zamanınız vs. yok ise, teknik destek talebi için tarafıma ulaşabilirsiniz. Birçok ağ cihazının bayisi konumunda olduğumdan ötürü de, hangi senaryoda hangi cihazları, hangi ayarlar ile kullanmanız gerektiği konusunda yardımcı olabilirim. Tabi karşılıksız değil :)

Aradığınız tüm cihazları tarafımdan temin edebilirsiniz. Benden temin ettiğiniz cihazlar için konfigurasyon bedeli ödemenize gerek kalmaz.

Sorularınız için iletişim veya yorum bölümünden irtibata geçebilirsiniz.

Sorunsuz, hızlı bağlantılı günler dilerim.

Deneyim HaberleÅŸme logo

Gelen Aramalar:

  • wireless kanal seçimi
  • wireless frekans kanalı
  • modem kanal ayarı
  • en iyi wifi kanali
  • wifi kanal değiştirme
  • wireless frekans kanalı değiştirme
  • modem frekans değiştirme
  • wireless channel nedir
  • wifi channel nedir
  • en hızlı wifi kanalı
  • wifi kanal seçimi
  • wıfı en ıyı kanal
  • modem kanal değiştirme
  • wifi kanalları nedir
  • acceses point kanal
Sonraki sayfa »