Archive for the 'Blog' Category

Saçma sapan

Düşünüyorum da bazen, boşuna yaşadım. Gerçekten boşuna.

15 li yaşlarımdan itibaren bugünlere baktığımda ki şu an yaşım 32, ne benim hayata, ne de hayatın bana kattığı bir şeyler var. Gerçi üzülerek söyleyebilirim ki benim hayata kattığım bazı şeyler oldu, fakat karşılığını asla alamadım. Daha da kötüsü, karşılığını para olarak alamadığım katkılarım beni daha da başarısız bir hale bürüdü. Anladım ki yan gelip yatmak değilmiş başarısızlık, gerçek başarısızlık çalışıp da kazanamamakmış. Belki de son zamanlarda bu yüzden bir şeylerin ucundan tutmaktansa yan gelip yatmayı tercih ediyorum. Ki onu da ne kadar başarıyorum tartışılır. Zira yan gelip yatmak çok sıkıcı olduğundan, bu sıkıntıyı hissetmemek adına elimde uyuşturucu bir şeyler oluyor. Zira uykunuz olmadığı halde uyumaya zorlandınız mı siz hiç? Bilmezsiniz. Hatta hepiniz yan gelip yatma aşığısınızdır. Çünkü para kazanmak uğruna sevmediğiniz işlerde çalışırsınız akşamlara kadar. Sevmediğiniz insanlara gülümser, para ve iş uğruna yalakalık yaparsınız. Ama karşılığını da nakit olarak takır takır alırsınız. Tabi böyle durumlarda evde yan gelip yatmak sizin için büyük lüks olur. Ya da haftasonları insanlardan uzak bir yere kaçamak yapmak süper fikirdir. Peki ben? 7 gün 24 saat bu şekilde yaşayan ve hiçbir geliri olmayan biri ne düşünmelidir ya da ne hissetmelidir? O kaçamak gördüğünüz şeyleri yapmak zorunda olsaydınız ve başka hiçbir seçeneğiniz olmasaydı, ne yapardınız? Düşünmeyin boşuna, bilmediğiniz, yaşamadığınız, hayalini bile kurmadığınız bir şey anlayamazsınız. Siz iyisi mi beni kıskanın. Benim özgürlüğüme imrenin. Yan gelip yatışıma. İstediğim saatte yatıp istediğim saatte kalkışıma imrenin. Siz hiç uyumak veya uyanmak için sebepsiz oldunuz mu? Ben bir ömrü böyle geçirdim, kime neyi anlatıyorsunuz? Size günde kaç kişi -bey’li -hanım’lı hitap ediyor? Yolunuzu gözleyen, olmadığınızda merak eden kaç kişi var? Siz kaybolsanız üzülecek insan sayısı ne? Sabah uyanmadığınızda arayacak birileriniz vardır elbet. Ölseniz cesedinizin kokmayacağına şükretmelisiniz örneğin. Ben ise yıllardır kokacak bir cesetle yaşıyorum. Sırf cesedim kokmasın diye ölmek istemiyorum bazen, bunun anlamını bilebilir misiniz? İşte o yüzdendir tımarhanedeki tutsaklık özgürlükten bir nebze olsun daha güzel. Merak edenin, soranın, ilgilenenin, düşünenin var iş icabı bile olsa. İnsani ihtiyaçlar işte. Yoksa ben sizler gibi değilim. Yalanı asla tercih etmedim. Sahte mutluluklardansa, acı gerçekleri tercih ettim her zaman. En son ne zaman yapabildiniz? Sırf menfaatleriniz, hormonlarınız, duygularınız uğruna sahte mutlulukları tercih etmiyor musunuz? Benim gibi adamlarla sadece kötü gün dostu olmuyor musunuz? Sahte dünyanız, sahte işleriniz, sahte yönetim şekliniz, sahte ilişkileriniz. Her şeyiniz sahte ve sağlıklı olduğunuz için mutlusunuz. Garip, ama doğru olan bir şey var, benden uzun yaşayacaksınız.

Elimi attığımın kuruduğu, telefonumun sadece menfaat için çaldığı şu günlerde, boşluğun içinde yeni bir boşluk oluşturmuş yaşarken, 7km aralıksız koşup, antrenmanlarımı yaptıktan sonra sabaha kadar içerken, karmaşık bazı duygular içindeyim. Sonunu görmediğim yolda koşuyorum. Yorgunum ama koşuyorum. Durmaktan korktuğum için koşuyorum. Dizlerim ağrıyor ama koşuyorum. Ruhum ağrıyor ama koşuyorum. Geri zekalıların telefonlarını, mesajlarını yanıtlıyorum. Türkiye’den çıkmak isterken, Adana’dan çıkmayı bile beceremiyorum.

Sonra ölüme şükür ediyorum. Allahın bence insana verdiği en kudretli güç, kendi yaşamına son verme gücüdür. Elimin altında, cebimde olması bana güç veriyor. İstediğim anda bitirebileceğimi bildiğim için mutluyum. İşte beni mutlu eden yegane duygu bu. Nefesimi tutuyor, dişlerimi sıkıyor ve devam ediyorum. Bana hiçbir faydası olmayan bir ana-babadan doğup, kendime faydalı olabilme yeteneğimi ellerimden aldıkları için her ne kadar sinirlensem de, susup devam ediyorum. Neye devam ettiğimi bilmiyorum, sadece ediyorum. Kıyamet kopsun, her şey yerle bir olsun istiyorum derinlerde bir yerlerde, ama olmayacak biliyorum.

Tüm kötü liderlerin, tüm seri katillerin, tüm psikopatların yaşadığı acıyı anlıyor paylaşıyorum. Hiçbir şey yapmayarak hiçliğin ortasına geldiğim bu hayatta, kötü bile olsa bir gün bir şeyler yapmak istiyorum. Bu yaşta ananın babanın evinin arka odasında oturmak, hapiste olmaktan daha kötüdür bence. Zira hapisteysen bir şeyler yapmışsın demektir, arka odadaysan hiçsindir. Ana-baba evinden kurtulmayı başardım da, kendi evimden, odamdan, karanlığımdan kurtulamıyorum.

Allahınız en kısa zamanda bana da saçma sapan, bana yakıştırmayacağınız, hiçbir işe yaramayan, kimseye faydası olmayan, ama dışarıdan baktığında, statü, iş, para varlığı gösteren bir iş nasip etsin.

Selam söyleyin Allahınıza, beni iyi tanır, ama hatırlamaz.

Kötü şeyler olacakmış, mutluyum.

Şimdi her kafada her ağızda bir ses. Türkiye’yi kötü şeyler bekliyor, kötü şeyler olacak, her şey daha kötü olacak. Peki normal zamanlarda, her şey herkese iyiyken, herkes mutluyken, geziyor, tozuyor, eğleniyor, sevişiyorken, yalnız ve mutsuz olan, her şey o sıralarda da fazlasıyla kötü olan biri için bu laflar ne ifade ediyor?

Basitçe anlatayım. Ben mutluyum. Şimdi diyorlar ki herkes fakirleşecek. Ben kendimi bildim bileli fakirim. İhtiyaçlarımın çoğuna lüks süsü verip ertelemeyi öğrenmiş bir adamım anadan babadan. O yüzden herkes fakirleşsin ne güzel çünkü yalnızlıktan çok sıkıldım, dışlanmaktan çok sıkıldım. Birileri evler, arabalar alırken, evlenirken, çocuk yaparken, lüks otellerde tatiller yaparken, lüks arabalara binerken, lüks restoranlarda yemekler yerken mendereste çay içmekten sıkılmıştım.

Diyorlar ki işsiz sayısı artacakmış. E ben kendimi bildim bileli işsizim. Başarılı bir adam olduğumdan, keza gereksiz sırıtmadığımdan ve kimseye eyvallahım olmadığından hep işsizdim. Komik paraları kabul etmediğim için hep işsizdim. Bana personel yerine it muamelesi yapacak adamların yanında çalışmadığım için hep işsizdim. Bir şekilde para kazandım ama tabi ki maaşlı bir çalışan kadar asla kazanamadım. Hep işsizdim. Ben kendimi bildim bileli sabah uyanmak için sebebim olmadı, keza gece yatmak için de. Yani çok yalnızdım halimden de kimse anlamadı. Hatta maaşlı çalışan bazı gerizekalılar beni kıskanmışlardır hep yan gelip yatıyorum diye ya da istediğim saatte uyanıyorum diye. Nedense sadece çalışırken imrenirler ama bana kimse ATM den para çekerken hatırlamaz. O yüzden herkesin işsiz kalacağına seviniyorum yalnızlıktan çok sıkıldım. Belki halimden anlayan ve saçmalayan insan sayısı azalır böylece.

Diyorlar ki her şey daha kötü olacak her yer karanlık olacak. Ben kendimi bildim bileli bir karanlıkta hapsolmuş durumdayım. Hayatım, gençliğim komple araya gitti ve misal bu saniye bu satırları yazarken geçen saniyelerim de araya gidiyor. 32 yaşında fiziksel olarak fazlasıyla sağlam, yakışıklı, zeki, cevval, güçlü kuvvetli bir adam olarak, akranlarım geceleri mekanlarda kız kaldırmaca oynarken ben nerede ne yapıyorumdur acaba? 18 yaşındayken ne yapıyordum? 20 li yaşlarımda ne yaptım? 30 da ne yapıyorum? Bu karanlıkta en kötüsü yalnızlık. Etrafta birileri olsa da görmüyorsun. Geleceğin hep karanlık, önünü görmüyorsun. Zaten karanlık ya hani gözlerini kapatıyorsun bazen. Gözlerin kapalı yürümenin keyfine varıyorsun. İşte şimdi yine kimseyi görmesem de, ki ben göreceğim çünkü karanlıkta görmeyi öğrendim, yalnız olmayacağım. Mutluyum, karanlıkta kalabalık olacağız.

Diyorlar ki batıyormuş memleket. E ne güzel işte. Ben hep bataklıktayım. Çok çırpındım, hayatım boyunca, daha da battım. Yalnızdım hep. Ben bataklıktayken birileri sex on the beach içiyordu sahil barlarında. Şimdi ne güzel kalabalık olacak bataklık. Hem ben bataklıkta sırt üstü yatmayı öğrendim geçen yıllardan sonra. Bataklığın ne olduğunu ilk defa batarken görecek adam ne yapacak. Vallahi mutluyum. Hatta belki onları ağlarken görerek eğlenirim. Sırt üstü yatarken çığlık dinlerim. De işte problem onlar bataklıktayken ben yine bara gidip kokteylimi yudumlayamıyorum. Batmasam da çığlıklarını dinleyeceğim, duyacağım, yine orada olacağım belki dayanamayıp yardım eli uzatacağım. Biz salaklığı temelden öğrendik çünkü.

Maaşlar yatmayacakmış, kredi faizleri yükselecekmiş, borçlar ödenemeyecekmiş, mış da mış mış, mış da mış mış. E bu laflar yeni değil ki güzel kardeşim. Siz üstü açık spor arabalarınızda kız arkadaşlarınızla hayatın keyfini çıkarırken de biz bunları söylüyorduk da bize götünüzle gülüyordunuz şimdi ne oldu?

Veya veya hiç o kadar zengin olmadınız ama umursamadınız, biz isyan ederken bize isyankar dediniz, biz sizlerin haklarını korumaya çalışırken bizi dışladınız, deli dediniz, işsiz kalmamıza müstahak dediniz bizi terk ettiniz. Ne oldu şimdi ağlıyor musunuz? Tımarhaneye kendini kapatan biz olduk siz haftasonu plaja koştunuz. E müstahak inşallah lağımda yüzersiniz artık.

Ben? Hayırdır beni mi sorasın geldi? Ben hala aynı, hala işsiz hala yalnız. Ama mağdur değilim. İşsizliği de yalnızlığı da kendim seçiyorum artık. Boş beleş insanlardansa, millet çöpten ekmek toplarken ota boka trip atanlardansa, bana fayda yerine zararı olanlardansa ADAM gibi bir yalnızlığı seçiyorum menfaatlerimin kölesi olmadan. Nefsinin kölesi olan insanlar uzak dursun yoksa ben uzaklaştırmasını bilirim. Para dersen, sen hala çalışıyor maaş alıyorsun şükür ediyorsun ya hani, hah işte ben hala işsizim. Babamdan sadaka alıyorum arada o da verirse eğer. Alayınız topunuz bir araya gelseniz ne benim bilgi birikimime, ne de yeteneklerime ulaşabilirsiniz ama siz çalışırsınız ben işsizim. İşte tam da o yüzden batıyor olduğunuz gemi. Siz batıyorsunuz kardeşim siz, sizin geminiz batıyor. Siz bana ve benim gibileri o gemiye hiç almadınız ki. O gemide bize iş vermediniz ki. Şimdi bokunuzda boğulun işte. Biz zaten sudayız ve aslanlar gibi yüzmesini öğrendik geçen yıllarda.

Siz batın, biz izliyoruz. Biz yüzmeye devam, elbet bir adaya çıkarız ama siz yüzmeyi bile unuttunuz.

Türk İnsanı ve “Danışmanlık”

Merhabalar. Bugün yine size sizi anlatacağım bir yazıyla birlikteyiz.

Gün geçmiyor ki tarafıma mail, telefon, mesaj, facebook, twitter, instagram, Skype ve sitelerimin iletişim platformları aracılığı ile soru gelmesin.

Bu soruların temelini, en az paraya en iyisini nasıl alırım fikri oluşturuyor. Bana soru sormak “bedava” olduğu içinse mesaj kutularım dolup taşıyor. Ben tek konuda uzman olmadığım için sorular çok çeşitli konularda oluyor.

Bunlar genel olarak,

  1. Otomotiv modifiyesi ve araç yazılımları (Chip Tuning)
  2. Telsiz Ekipmanları ve Teknolojileri
  3. Sunucu Optimizasyonları
  4. Wi-Fi Ekipmanları
  5. Spor, Sağlıklı Yaşam, Vücut Geliştirme ve Crossfit
  6. Takip Sistemleri, Xray Cihazları, Güvenlik Ekipmanları, Bilgisayar Donanım ve Yazılımları vb. daha aklıma gelmeyen şeyler.

Bana bu konular hakkında ısrarla soru sorulmasının sebebi tabi ki bu konulardaki uzmanlığımı gizlemeyip, örneğin bu blogtaki gibi birçok konuda yazdığım yorumlar ve verdiğim bilgilerdir. Peki ben yıllarca bu paylaşımları hava atmak veya kendimi tatmin etmek için mi yaptım? Tabi ki hayır. Ben kendimi bu konularda, bir gün bilgimi paraya çevirebilirim düşüncesiyle, gece gündüz demeden, okuyarak, araştırarak ve çalışarak geliştirdim fakat sonucunda ne oldu gelin inceleyelim. Sanırım hayatım boyunca hesaba katmadığım şey Türkiye’de ve Türk insanıyla yaşıyor olduğum oldu.

İnsanların bana soru sorarken, %90 oranında bana para kazandırmak istemediğini fark ettim. Bunun temel sebebini aslında hala merak etmekteyim. Eş, dost, arkadaş, akraba çevrenizin size para kazandırmamak istemesini artık anlıyorum. Türk toplumunda, gelir düzeyi yüksekliği, hava atma, aşağılık psikolojisinden kurtulma, kendini iyi hissetme, başkalarını aşağılayabilme, kendisinden daha kötü durumdakilere bakıp mutlu olma durumları ile direkt ilişkili olduğundan, ben etrafımda, etrafındaki insanlar kendisinden daha zengin olacak korkusuyla yaşayan onlarca insan görmekteyim.

Ben Adana’da ikamet ediyorum ve çevremin %90 ının bu durumu yaşadığını net görüyorum. Yani arkadaşı kendisinden daha zengin olacak korkusuyla yabancıya iş yaptıran veya, piyasası neyse arkadaşlığını yarı fiyatına yapmaya zorlayan insanlar tanıyorum. Arkadaşı fazla para kazanacak diye ödü korkan insanları net şekilde tanımaktayım. Ya da arkadaşı olduğu için başkasına biçtiği tutarın yarısına çeyreğine iş yapmak zorundaymış gibi bir algıyı çok görüyorum. Buradan çıkardığım dersler;

  1. olarak bu düşünceye sahip olan şahsın yaptığı iş ile herkesi kazıkladığını bilmesi.
  2. Yukarıda da bahsettiğim gibi eşinin dostunun para kazanmasını istememesi

Ne kadar da acınası bir durum değil mi? Malesef gelişmeyi bir türlü beceremeyen Türkiye’nin gelişememe sebeplerinin başında gelen bir durumdur bu. Malesef ülkemizi yöneten sistemler ve politikalar da, halkın böyle davranmasın yıllarca pohpohlamış ve toplumu bu hale getirmiştir. Peki bu durumdan rahatsız olan ben gibilere ne olmuştur? Gelin devam edelim.

Şayet siz de benim gibi çocukluğundan bu yana zekası ve bilgisi ile öne çıkan bir insan olduysanız, sosyal ilişkilerde veya bedensel icraatlerde ya da yalan, dolan gerektiren sıcak satış konularında kendinizi geliştirmemiş ve bu gelişime gerek duymamışsınızdır. Sonucunda bakalım ne oluyor?

Herkesin soru sormak için ilk aklına gelen fakat kat-i surette para kazandırılmak istenmeyen bir adama dönüşmüşsünüzdür. Sanırım insanlar bilgisini ve uzmanlığını kıskandıkları insanlara soru sorarken çekinmemekle birlikte, bu kıskançlıkları onların para kazanmalarını da istememektedir.

Ben bu durumları geç farkettim ya da farkettiysem de sağlık sorunlarım sebebiyle bir türlü önlemini alamadım. Son yıllarda satış öncesi desteği tamamen bırakmış durumdayım. Yani bana gelen sorulara direk o konuyla ilgili sattığım ürün veya hizmetin linki ile yanıt veriyor, sipariş geçebilirsiniz şeklinde dönüş yapıyorum. Artık tarafımdan ürün / hizmet almayan kimseye ön destek vermiyorum. Bana ulaşmayı düşünüyorsanız lütfen bu durumu göz önüne alınız. Bilgiyi benden alıp , parayı başkasına kazandıran insanlar ile ilgili daha önce yazıp çizdiğim birçok yazım bulunmaktadır.

Siz siz olun, bir konuda size kim bilgi verdiyse, kim yardımcı olduysa, kim bilgisini paylaştıysa alış verişi de ondan yapın ya da o kişi o ürünü satmıyorsa bile, sizden para talep etmediyse bile, o kişiye lütfen danışmanlık bedelini ödemeye çalışın. Kişi alır / almaz o onun bileceği iştir fakat siz bir insandan bilgi aldıysanız ona ya bir jestte bulunun ya da daha güzeli kişiye nakit ödeme yapın, zira jestler de karın doyurmamaktadır.

Neden bu durum geçerli anlatayım?

Sizler iş güç sahibi, yaptığınız işler karşılığında maaşlar alan, paralar kazanan insanlarsınız. O merak ettiğiniz konuda sizden daha bilgili olan kişi, bir işi, maaşı, sabit geliri olmadığı için büyük ihtimalle o konuda uzmandır. Siz işinizden fırsat kalmadığı için o konuyu araştıramazsınız zaten ihtiyacınız da olmaz zira paranız vardır. Fakat sorduğunuz kişinin çok fazla boş zamanı vardır yani işsizdir, maaşsızdır, parasızdır. Onun tek sahip olduğu şey bilgidir ve ondan bir şeyler satın alırsanız ödeyeceğiniz paradır. Ben bu satırları yazmak zorunda kaldığım için çok üzülüyorum fakat günümüz bencil Türk Toplumuna bunları belirtmek zorundayım. Kurunun yanında yaş yanar. Ben böyle değilim diyenler için ne mutlu. Fakat benim karşıma çıkan 10 kişinin 9’u malesef böyle.

Sözün özü, mesela telsiz ihtiyacınız var ve bir uzman buldunuz mesela ben. Şayet benden telsiz almayı düşünmüyorsanız veya benim sattığımdan 1-2$ daha ucuz bulunca hop diye kayacaksanız rica ediyorum bana ulaşmayın soru sormayın. Benim bilgimi 1-2$ için veya 5-10$ için satacak karakterde iseniz lütfen tanışmayalım görüşmeyelim. Bu ülke, bilginin mal ve hizmetten daha önemli olduğunu anlayana kadar kesinlikle gelişim gösteremeyecek. Avrupalı yapacak, biz satın alacağız ve adamlara imrenip duracağız. Asla ve asla Türkler ürettikleri mal ve hizmetleri dünyaya duyuramayacak. Çünkü Türkün Türkten başka düşmanı malesef yok. En azından ekonomik olarak böyle.

Zihnimde trilyonlarca uzmanlık bilgisiyle, meteliğe kurşun attığım şu günlerde; güzel mi güzel maaşları olan beyaz yakalı arkadaşların veya ticaret erbabı olmuş yalan makinası patronların sorularına cevap vermek için can atmıyorum.

Benden ister gıcık alın, ister saygı duyun hiç önemli değil. Zira sizin bana olan veya olmayan sevginizle malesef marketten alış veriş yapamıyor, ev kiramı ödeyemiyorum.

Ben senden sadece bilgi almak istiyorum diyen şahıslar için ise, seve seve danışmanlık veririm. Tabi elle tutulmayan, gözle görülmeyen, bilgi dediğimiz şeye para vermeye hazırsa.

Hepinize bilgi sahibi olmaya asla ihtiyaç duymayacağınız, maaşlarınızın düzenli olarak yattığı günler dilerim.

Ülkemiz batıyor batmıyor kimin umurunda, maaşınız yatıyorsa sorun yoktur.

Şık restoranlarda yemekler yediğiniz, güzel arabalara bindiğiniz, şatafatlı evlerde oturduğunuz, en güzel otellerde tatil yaptığınız günler dilerim.

Sevgiler, saygılar.

Sonraki sayfa »