Border mı line – Boring mi life?

14.10.2018 , yaş 32 ve hızla yaşlanıyorum. Ben hızla yaşlanıyorum, başka bir deyişle zaman hızla akıyor.

10 sene öncesini hatırlıyorum, küçük de olsa ümidim var, zira daha okullar bitmemiş, askere gidilmemişti. Olmamış olaylara tutunarak yaşıyordum. Berbat bir üniversite hayatına ve yalnızlığa bu şekilde direniyordum. İyi şeyler olma ihtimali vardı o yıllarda. Saygı görme ihtimalim vardı, zira daha okullarımı bitirmediğim halde bir süre vasfımla ortalarda dolanıyordum. Harçlık çıkarmak için o yıllarda hem VPS kurup satıyor, bir yandan da Chiptuning yapıyordum. O ümitle birlikte aktif spor hayatıma da devam ediyordum. Altımdaki arabamı modifiye ediyordum vakit geçiriyordum. Hiç yoktan uğraşacak bir şeylerim vardı, ümidim de vardı. 10 sene sonra her şeyin bombok olacağını söyleseydi birisi, dinlemek istemezdim ama, hatırlıyorum. Dinler ve inanırdım ve allahım inşallah gerçek olmaz diye dua ederdim dualarımın kabul olmayacağını bilerek. Çünkü ihtimali içimde hep canlandırır ve mutsuz olurdum. İnsanlar her ne kadar yanlış yaptığımı söylese de ben malımı bildiğim için Murphy’nin haklı çıkma olasılığının benim hayatımda ne kadar yüksek olduğunun bilincindeydim.

Neyse geldik bu noktalara. Bir pazar akşamı, tüm pazarı hiçlikle geçirdiğim bir günün akşamında zaman geçsin diye kahvecide oturmaya devam ediyorum. Ev diye tuttuğum hücrede sabah 8 itibarıyla ruh hastası komşuların pazar temizliği sesi ile uyandım. Saat 11 olduğunda tüm hışımla mobilyalar çekilmeye devam ediyordu. Aşağıda otoparktan gelen insan sesleri ile bu durum birleşince evden çıkmam gerektiğini anladım. Gidecek yeri olmadan evden çıkmak ne de olsa artık uzmanlığım olmuştu. Zira yarın pazartesiydi ve asıl o zaman evden çıkışım daha çok koayacaktı. Yani komşuların çıkardığı sesler her ne kadar anormal olsada da, toplum psikolojisinde anormal karşılanan benim bu seslerden rahatsız oluyor olmam oluyordu. Toplum kazanıyor ben kaybediyordum. O saatte evde olmam hataydı, benim de temizlik yapmıyor olmam hataydı, konuşacak tek bir insan olmaması yanımda hataydı. Düşünecek güzel şeylerim olmaması, olumsuzluklara odaklanıyor olmam hataydı. Yani her zamanki gibi hatalı olan bendim, suçlu olan bendim, acı çeken bendim. O yüzden çıkıp gitmesi gereken de bendim.

O saatten beri burada oturmuş son 15 senedir yaptığım gibi hiçbir şey yapmıyordum. Bilgisayar ekranında internet aleminde içerik okuyor, izliyor, dinliyordum. Bu yazıyı yazarken bile kulağımda komedi programı var. Gülmek için, mutlu olmak için bahane arayarak geçiyor günlerim. En gerizekalı adamı bile işsiz, güçsüz, yalnız bıraksan sıkılıyor. Benimki gibi her işin altından kalkacak, her türlü hesaplamayı yapabilecek bir beyni boş bırakırsanız da, intiharın metodlarını hesaplamaya başlıyor. Kıskanılan zekanız keskin bir bıçak oluyor. En sevdiğim atasözüdür, keskin sirke…

Hayat mı bombok, ben mi bombokum çözümleyebilmiş değilim. Gidecek yerim yok, yapacak planım yok, hiç gücüm olmadığı halde birçok şey denedim ve hepsinde başarısız oldum ve geldiğim nokta ortada. Artık plan yok. Ben de kızlar gibi beyaz atlı prens olmasa da aksakallı dedeyi bekliyorum. Belki gelir benden borç ister, yardım ister, karşıdan karşıya geçirmemi ister. Bizim karşımıza çıkacak ak sakallından ne olur, tarikatçı falan çıkar yüksek ihtimalle. Kimsenin anasının karnından inançlarını yitirmiş şekilde doğmuyor. Tam bu satırlarda boş vaatlere başlayan tuzu kurulara ithafendi son cümle.

Zaman geçsin diye 2 satır daha karaladım. Hiçbir şey olmuyor, olmadı. Bu süreçte belki bir şeyler olur diye yazı yazdım ama malesef olmadı. Neyse ailemden öğrendiğim gibi yapayım o zaman, hiçbir şeyin olmadığına üzülmek yerine, kötü bir şeyler olmadığına sevineyim. Ahaha, yazık lan bana. Böyle çocuk mu yetiştirilir. Yazık…

Neyse bu satırları okurken türk kahvenizi yudumladıysanız, kendiniz için bir şeyler yapmaya geçebilirsiniz. Hadi bi selfie çekip paylaşın, ben de geçtiğine de geçmediğine de üzüldüğüm zamanıma geri döneyim.

Etiketler:

0 Yorum “Border mı line – Boring mi life?” için;


  • Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap