Yokluk & Günlük

Son 15 – 20 yıldır monitöre boş boş bakıyor gibi hissediyorum kendimi. E her hissin altında bir gerçeklik payı da vardır elbet.

Günlerdir aylardır hatta yıllardır bazı olmayan rutinleri tekrar ediyorum. Rutin olmayan rutinler. Ya da başka bir deyişle para kazandırmayan rutinler. Ya da hayatta kalma rutinleri, belki de mış gibi yapmalar. İşsizliğe verilen kılıflar. Sabah olur herkes uyanır işine gider ya hani, sen kahvaltı bile yapmak istemezsin, onun gibi rutinler işte. Bugün de açıp Youtube’a boş boş bakmak yerine bir şeyler karalamak istedim. Zaten elimden başka gelen bir şey yok, ki para kazandırmayan işlerde de çok iyiyimdir hani. Gerçi siteye bir şeyler yazıp çizince Google kankamızın hoşuna gidiyor olsa ki, günde 1 TL kazanıyor site. Yakışır. Ayda 30 TL maaş yeter zaten bana.

Uzun zamandır söylediğim gibi, tavuk dönerci olamamanın hüznünü yaşıyorum. Tavuk dönerci olmak yerine 3 üniversite mezunu, iyi ingilizceli, sistem mühendisliği ve eğitmenliği sertifikasına sahip, crossfit yapan bir linuxcu oldum. Dönerci BMW ile drift yaptı, ben Renault’un enjektörlerini yaktım. Gerçi reno benim için büyük bir adımdı, yoksa Tofaş ile nikahlıydım ki şükür edelim değil mi, onu bulamayanlar da var…

Dedim ki yeter yahu, madem Linux uzmanının tavuk dönerci kadar kıymeti yok, o zaman s.. git. GreenCard başvuruları açıldı. Gittim fotoğraf çektirdim, tabi öncesinde saçı sakalı düzelttirdim. Yahu daha başvurmadan masrafa girdik. İşsizlik zor iş. Zaten kurayı kazanma şansım yok da, kazansam da daha gidecek tonla para var. Para kazanamadığın için bir sürü para harcamak zorundasın. Lan seviyorum kapitalizmi ya. Bir şeye çok ihtiyacın varsa eğer, o şeyi elde etmen için, o şeye sahip olman gerekiyor. İş gibi, aşk gibi, ilişki gibi.

Bugün de böyle boktan bir gün işte. Fotoğrafçıya gittik, akşam alırız, sonra başvuru falan. Şimdi düşünüyorum, ulan zaten greencard kurasını kazanacak şansa sahip bir insan olsaydın, şu an bu durumda olur muydun? Hayatta şans diye bir şey yoktur diyenler var hani, her şey emektir, çalışmaktır diyenler. Onlara burdan selamlarımı gönderiyorum. Seviyorum lan tuzu kuruların akıllarını, fikirlerini.

Oturmaktan kıçı hasta olmuş biriyim. Otururken canım yanıyor. Ne garip değil mi? Artık oturamıyorum. Kıçımdan ameliyat olmam gerekiyor, boş boş oturduğum için. Seviyorum bu düzeni ya. Ama olmicam, çünkü çok fazla boş vaktim var.

Haftasonları içen, gezen, kafa dağıtan, arkadaşları ile görüşen insanlardan adım adım uzaklaşıyorum artık. Çünkü benim haftasonum yok. Ertesi günüm yok, dünüm yok, yarınım yok, geçmişim çok, geleceğim yok. İnsanlar beni hiç anlamadı, bense anlaşılmadığımı bir kenara koyup onların kurallarına uydum. Eğlencelerine katıldım hak ediyormuşum gibi. Para harcadım kazanıyormuşum gibi. Öyle olunca insanların bakış açıları değişiyor. Sanıyorlar ki sen de onlar gibisin, sanıyorlar ki senin dertlerin de onlarınki gibi. Sanıyorlar ki sen de onlar gibi kafa dağıtıyorsun. Harbi komik. Demek ki uzak duracaksın. Demek ki sağlıklı insanlarla fazla görüşmeyeceksin. Demek ki dertleri birbirine benzeyen insanlardan uzak duracaksın. Ama inanır mısınız ben dertleri benimkilere benzeyenle hiç karşılaşmadım. Benim teşhisim konmuş erkeği bırak, kızla bile tanışmadım. Ki zaten hep derim, bu hastalığa yakalanacaksan kız olacaksın arkadaş, onu bile beceremedik. Gittik erkek halimizle kadın hastalığına yakalandık. Allahın sevgili kuluyum.

Sıktı, yazıyı bitirip, mükemmel yaşantıma devam edeyim.

Etiketler:

0 Yorum “Yokluk & Günlük” için;


  • Henüz yorum yapılmadı.

Yorum Yap