Doğal olmayan dalgalanma

Bugünün gündemi OVP idi. Peki ne oldu kısaca bakalım.

Ülkemizdeki para piyasalarına baktığınızda, gerek serbest piyasanın gerekse TCMB nin etkisinin, bir tweet veya bir konuşma kadar etkili olmadığını görüyoruz. Bu da birilerinin birilerini yönlendirmesine, güzel sörf dalgaları yaratılmasına ve paradan para kazanılmasına sebep oluyor. Ortada hiçbir doğallık yok. Kırılgan bir ekonomimiz ve bundan nemalanan para babalarımız var. Bugün ne oldu bakalım…

Dün gün içinde TL büyük miktarda değer kazandı. Sebebi tam olarak belli değil aslında. ABD Çin ticaret savaşları bahane edildi ama bence ilgisi yok. Ben ertesi günkü yani bugünkü OVP den şüphelendim. Daha sonra gece 12 oldu ve yeni gün piyasasında TL yine değer kaybetmeye başladı. Geceden sabah 9’a kadar TL nin değer kaybı devam etti. Saat 9’dan itibaren serbest piyasa OVP yi bahane ederek TL alımına yöneldi ve TL büyük ölçüde değer kazandı. Bu da fazlasıyla garipti doğal değildi, birileri bir şeyleri biliyor gibi. OVP esnasında ise TL tekrar değer kaybetti büyük ölçüde ve hızda. OVP bitmesi ardından ise TL tekrar değer kazandı ve henüz kazanımı sonlanmadı.

Şimdi bu duruma bakarsak ne yorum yapabiliriz? Fazla bir yorum yok. Ortada doğallık olmadığını söyleyebilirim. Dünyanın en kırılgan ve en dalgalı para piyasasını yaşıyoruz denebilir. Yani döviz normalde hızlı alınıp satılacak bir şey değildir ama şu an 1 saat aralıklarla döviz alım satımı yapılıyor ve tutturanlar çok güzel paralar kazanıyor.

Ülkemiz adına konuşacak olursak, pek de söze mahal yok.

Düzene ayak uydurma çabasıyla, hakkımızda hayırlısı diyelim.

Kötü şeyler olacakmış, mutluyum.

Şimdi her kafada her ağızda bir ses. Türkiye’yi kötü şeyler bekliyor, kötü şeyler olacak, her şey daha kötü olacak. Peki normal zamanlarda, her şey herkese iyiyken, herkes mutluyken, geziyor, tozuyor, eğleniyor, sevişiyorken, yalnız ve mutsuz olan, her şey o sıralarda da fazlasıyla kötü olan biri için bu laflar ne ifade ediyor?

Basitçe anlatayım. Ben mutluyum. Şimdi diyorlar ki herkes fakirleşecek. Ben kendimi bildim bileli fakirim. İhtiyaçlarımın çoğuna lüks süsü verip ertelemeyi öğrenmiş bir adamım anadan babadan. O yüzden herkes fakirleşsin ne güzel çünkü yalnızlıktan çok sıkıldım, dışlanmaktan çok sıkıldım. Birileri evler, arabalar alırken, evlenirken, çocuk yaparken, lüks otellerde tatiller yaparken, lüks arabalara binerken, lüks restoranlarda yemekler yerken mendereste çay içmekten sıkılmıştım.

Diyorlar ki işsiz sayısı artacakmış. E ben kendimi bildim bileli işsizim. Başarılı bir adam olduğumdan, keza gereksiz sırıtmadığımdan ve kimseye eyvallahım olmadığından hep işsizdim. Komik paraları kabul etmediğim için hep işsizdim. Bana personel yerine it muamelesi yapacak adamların yanında çalışmadığım için hep işsizdim. Bir şekilde para kazandım ama tabi ki maaşlı bir çalışan kadar asla kazanamadım. Hep işsizdim. Ben kendimi bildim bileli sabah uyanmak için sebebim olmadı, keza gece yatmak için de. Yani çok yalnızdım halimden de kimse anlamadı. Hatta maaşlı çalışan bazı gerizekalılar beni kıskanmışlardır hep yan gelip yatıyorum diye ya da istediğim saatte uyanıyorum diye. Nedense sadece çalışırken imrenirler ama bana kimse ATM den para çekerken hatırlamaz. O yüzden herkesin işsiz kalacağına seviniyorum yalnızlıktan çok sıkıldım. Belki halimden anlayan ve saçmalayan insan sayısı azalır böylece.

Diyorlar ki her şey daha kötü olacak her yer karanlık olacak. Ben kendimi bildim bileli bir karanlıkta hapsolmuş durumdayım. Hayatım, gençliğim komple araya gitti ve misal bu saniye bu satırları yazarken geçen saniyelerim de araya gidiyor. 32 yaşında fiziksel olarak fazlasıyla sağlam, yakışıklı, zeki, cevval, güçlü kuvvetli bir adam olarak, akranlarım geceleri mekanlarda kız kaldırmaca oynarken ben nerede ne yapıyorumdur acaba? 18 yaşındayken ne yapıyordum? 20 li yaşlarımda ne yaptım? 30 da ne yapıyorum? Bu karanlıkta en kötüsü yalnızlık. Etrafta birileri olsa da görmüyorsun. Geleceğin hep karanlık, önünü görmüyorsun. Zaten karanlık ya hani gözlerini kapatıyorsun bazen. Gözlerin kapalı yürümenin keyfine varıyorsun. İşte şimdi yine kimseyi görmesem de, ki ben göreceğim çünkü karanlıkta görmeyi öğrendim, yalnız olmayacağım. Mutluyum, karanlıkta kalabalık olacağız.

Diyorlar ki batıyormuş memleket. E ne güzel işte. Ben hep bataklıktayım. Çok çırpındım, hayatım boyunca, daha da battım. Yalnızdım hep. Ben bataklıktayken birileri sex on the beach içiyordu sahil barlarında. Şimdi ne güzel kalabalık olacak bataklık. Hem ben bataklıkta sırt üstü yatmayı öğrendim geçen yıllardan sonra. Bataklığın ne olduğunu ilk defa batarken görecek adam ne yapacak. Vallahi mutluyum. Hatta belki onları ağlarken görerek eğlenirim. Sırt üstü yatarken çığlık dinlerim. De işte problem onlar bataklıktayken ben yine bara gidip kokteylimi yudumlayamıyorum. Batmasam da çığlıklarını dinleyeceğim, duyacağım, yine orada olacağım belki dayanamayıp yardım eli uzatacağım. Biz salaklığı temelden öğrendik çünkü.

Maaşlar yatmayacakmış, kredi faizleri yükselecekmiş, borçlar ödenemeyecekmiş, mış da mış mış, mış da mış mış. E bu laflar yeni değil ki güzel kardeşim. Siz üstü açık spor arabalarınızda kız arkadaşlarınızla hayatın keyfini çıkarırken de biz bunları söylüyorduk da bize götünüzle gülüyordunuz şimdi ne oldu?

Veya veya hiç o kadar zengin olmadınız ama umursamadınız, biz isyan ederken bize isyankar dediniz, biz sizlerin haklarını korumaya çalışırken bizi dışladınız, deli dediniz, işsiz kalmamıza müstahak dediniz bizi terk ettiniz. Ne oldu şimdi ağlıyor musunuz? Tımarhaneye kendini kapatan biz olduk siz haftasonu plaja koştunuz. E müstahak inşallah lağımda yüzersiniz artık.

Ben? Hayırdır beni mi sorasın geldi? Ben hala aynı, hala işsiz hala yalnız. Ama mağdur değilim. İşsizliği de yalnızlığı da kendim seçiyorum artık. Boş beleş insanlardansa, millet çöpten ekmek toplarken ota boka trip atanlardansa, bana fayda yerine zararı olanlardansa ADAM gibi bir yalnızlığı seçiyorum menfaatlerimin kölesi olmadan. Nefsinin kölesi olan insanlar uzak dursun yoksa ben uzaklaştırmasını bilirim. Para dersen, sen hala çalışıyor maaş alıyorsun şükür ediyorsun ya hani, hah işte ben hala işsizim. Babamdan sadaka alıyorum arada o da verirse eğer. Alayınız topunuz bir araya gelseniz ne benim bilgi birikimime, ne de yeteneklerime ulaşabilirsiniz ama siz çalışırsınız ben işsizim. İşte tam da o yüzden batıyor olduğunuz gemi. Siz batıyorsunuz kardeşim siz, sizin geminiz batıyor. Siz bana ve benim gibileri o gemiye hiç almadınız ki. O gemide bize iş vermediniz ki. Şimdi bokunuzda boğulun işte. Biz zaten sudayız ve aslanlar gibi yüzmesini öğrendik geçen yıllarda.

Siz batın, biz izliyoruz. Biz yüzmeye devam, elbet bir adaya çıkarız ama siz yüzmeyi bile unuttunuz.

GSM Telsiz

Nedir GSM Telsiz?

Cep telefonları şebekelerini kullanarak haberleşen telsizdir.

Sonuç; mesafe kısıtı olmayan, cep telefonu çeken her yerde çeken, veri iletişimi ile haberleşen, dolayısıyla en iyi ses kalitesine sahip telsizdir.

Telsiz haberleşmesinde önceliğiniz maddiyat yerine sorunsuz çözüm ise, haberleşme ağınızı kurmakla boş yere vakit kaybetmeyin. Tarafımızdan GSM Telsizler edinip, altyapımızı kullanarak, hiçbir altyapı yatırımı yapmadan mükemmel telsiz sistemine sahip olabilirsiniz.

Sipariş için ; 0850 302 62 67 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.

Not: GSM Telsizleri diğer telsiz sistemleri ile, dolayısı ile fiyatını da kıyaslamayınız.

 

İyi çalışmalar dileriz.

Sonraki sayfa »