Tıkırtılar gelmeye başlamıştı. Seslerin nereden geldiğini anlamak güç değildi benim için. Keşke bu tıkırtıları kesmek de, tıkırtı burcunu değişmekle mümkün olsaydı. Olmadı. Sanırım olmayacak da. Başka bir yolu vardır, umuyorum diliyorum biliyorum eminim. Bekliyordum, zaman her şeyin ilacı dediler. Benim için ilaç değil zehir olmuştu. Zamanın ilaç olduğunu sanarak kendimi kaç zamandır zehirliyormuşum meğer… Artık farkındayım. Zamanla ilişiğimi kesiyorum. Tıkırtı sesleri demiştik. Neydi bu sesler. Yavaş yavaş büyümekte olan çatlakların sesiydi elbet. Başka ne olabilirdi ki? İzliyordum. Beynimde oluşan çatlaklar tekrar büyümeye başlamıştı, elimden gelen tek şey ise bunu gizleyebilmek, zararsız görünmek oluyordu. Böyle devam edemezdi. Etmeyecekti de. Zorunda kalırsam kendimi imha edeceğimi de biliyordum. Umarım kalmazdım demiyorum. Her şey ortada. Bıktım artık yaşamaktan. Şarkı sözü gibi duruyor. Söyleyene allah sabır versin deriz genelde dinlerken. Peki. Buna da peki diyelim. Not: Bunlar kompozisyon değil, ondan dolayıdır ki ne kişilere ne ifadelere ne de cümlelere çok dikkat ediyorum. Bunlar tam anlamıyla blog.
Toplam Okuyan: 1194 - Bugün Okuyan: 0 - Şu Anda Okuyan : 1
Son Okunma: 2009-01-08 10:45:00

neden en başta kompozisyon deyipte daha sonra yazılarına saçma sapan bolg diyorsunnn.ben daha farklı şeyler beklemiştim
Yazılarımın bazıları kompozisyon bazıları blog dur. Bazen kompozisyon amaçlı başlayıp elde olmayan sebeplerden ötürü blog olarak biten yazılarım oluyor. Bunlar da daha çok deneme lere benziyorlar. Sebebi budur. Saçması var saçma olmayanı var. Her blog um saçma değil. Sitede güzel blog lar da bulabilirsiniz. Umarım açıklayıcı olmuşumdur. Beklentilerinizi karşılayamadıysam üzgünüm. Benim bu yazıları yazmamdaki amacım kimsenin beklentisini karşılamak değildir.