Arşiv Sayfası 2

Chip Tuning - Yazılım - Map - Mapping - Custom Map - Reprogram - Programlama

CC Chip Tuning olarak müşteri sayımız ve hedef kitlemiz her geçen gün artmakta. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bir çok müşteriye sahibiz. Bazı yazılım/güç rekorları da elimizde bulunmakta. Daha önce değinmediğim bir konuya değinmek üzere bu yazıyı yazıyorum.

Eğer siz de gerekli teçhizatlara sahipseniz ve son kullanıcıya yazılım hizmeti sunuyorsanız bu yazı sizin için. Artık gerçekten kaliteli, sorunsuz ve max. güce sahip yazılımı müşterilerime sunmak istiyorum diyorsanız doğru yazıyı okuyorsunuz demektir. Uzaktaki yazılım sağlayıcılarına da internet yoluyla yazılım satışımız başlamıştır. Konuyla ilgili detaylı bilgiler için iletişim formunu kullanarak ulaşabilirsiniz.

Dünya üzerinde yer alan programlanabilir neredeyse tüm araçları okuyup/yazma potansiyelimiz bulunmaktadır. İletişime geçip kullandığınız teçhizatlar ile ilgili bilgi verdiğiniz takdirde size daha rahat yardımcı olabiliriz.

Özenle belirtmek isterim ki, programladığımız tüm yazılımlar, verdiğiniz bilgiler doğrultusunda aracınıza özel olarak hazırlanmaktadır. Asla hazır, free yazılımlar kullanılmamaktadır. Tamamen profesyonel, aracınızın ana haritasından yola çıkılarak size özel yazılım hazırlanmaktadır. Lütfen yaptığım işi basit diye tabir edebileceğim, milyonlarca kişi tarafından kullanılan, hatta ve hatta bedava elde edilen diğer ucuz yazılım sunanlar ile karıştırmayınız.

Kafanıza takılan her türlü soruyu sorabilirsiniz. Bizimle çalıştığınıza asla pişman olmazsınız. Yazılım farkı ancak deneyerek anlaşılır. Teşekkürler, iyi çalışmalar.

Jenerik Domain - Mizah.Net

Uzun süredir elimde bulundurduğum Mizah.Net i artık satma kararı almış bulunmaktayım. İlgilenenler irtibata geçebilirler. Proje yapacak için kaçmayacak domain. Ayrıca 300$ lık eschat i de bulunmaktadır ve beraberinde verilecektir. Değerinin çok altına satıyorum. İlginize…

Satılmıştır.

Jenerik Domain - Mizah.Net

Elimde uzun süredir tuttuğum jenerik domainim olan Mizah.Net ‘ i artık satma kararı almış bulunmaktayım. İlgilenenler irtibata geçebilirler. Projesi olana kaçmayacak domain. Hem de çok uygun bir fiyatla. İlginize…

Hissetmek

Yazmayacaktım, erkendi daha, geçenlerde yazdım ağır gelmişti. Acısı yeterdi ama bunca stresin işin gücün derdin tasanın içinde kötü bir haber aldım. O an ne anlamı kalıyordu ki dertlerin tasaların…

Bizim dönemden bir arkadaşımdı. Ortaokulda tanıdığım bir kızdı. Hatta büluğ çağımın başlarında aşk, sevgi, hissiyat gibi duygularımı farkederken karşımda olan kızdı. Acı çekmeyi öğrenirken de etraftaydı hep. Olmamıştı, uymamıştık. Zaman geçti, az gittik uz gittik. Yollar ayrılmıştı mekanlar ayrılmadan. Hepimizin başka hayatları vardı. Bir samimiyetimiz yoktu sonrasında. Hatta gülerdim kendime çocukmuşum derdim sonraları. Muhabbetimiz de yoktu. Sonra herkes gitti kendi yoluna. Yıllar geçti ve bugün ölüm haberini duydum. Kötü oldum. Bir zamanlar çok sevmiş de olsan az sevmiş de olsan hiç sevmemiş de olsan önündeki, yanındaki, gülümsemesini hatırladığın insanın ölmesi hissiyatını anlatmam çok zor. Benzemese de aynadaki görüntüme, iyiydi, güzeldi. İstemezdim asla kimse istemezdi. Herkesin kendi hayatı kendi yolu olmalıydı. Herkes kendi dünyasında mutlu olmalıydı. Hak etmeliydi en azından. Yapılan iyilikler pekiştirilmeli, kötülükler düzeltilmeli, affedilmeliydi her şey. Çünkü ölüm vardı ucunda. En sonundaydı, orada bir yerlerdeydi. Bekliyordu, biz görmüyorduk, kör müydük aceba yoksa bilmiyor muyduk?

Kendimi kötü hissettim. Açtım kaza haberlerini okudum. Sonra düşündüm internette hala yaşıyordu sanki. Halini hatrını sorasım geldi. Mesaj atsam belki cevap verirdi gibi. Belki hayatını kurtarabilirim dedim. Belki mesaj atarsam geri gelir dedim bir insan daha devam eder bu gencecik yaşında. Sonra beynimin inanmama çabalarını farkettim. Yapma dedim. Ama kabul edemediğim bir şey vardı. Onu burada bile yazmam çok zor. Ya bir şeyler hissettiğim biri olsaydı hayattayken mesaj atamadığım yazamadığım. Sonrasındaki pişmanlığı hissettim bir an ve son günlerde yaşadığım en acı duygu olduğunu anladım. Allahım dedim sen koru, ben uzaktayım sen koru. Ne olur bir şey gelmesin kimsenin başına. Ne onun ne de başkasının. Yoksa söyleyemediklerim, yapamadıklarım için asla affedemezdim kendimi. Yoksa bir şeyler mi yapmalıyım dedim fakat burada yazmaktan ileriye geçemedim. Ne yapacağımı ne düşüneceğimi bilmiyorum.

Sevdiklerinizin kıymetini bilin, ben yapamıyorum siz yapın. Sevdiğinizi söyleyin. Acı da çekseniz, terslenseniz de, küfür de yeseniz yapın bunu. Onlar hala hayattayken yapın. Dünyanın en gurursuz, en onursuz, en alçak adamı da hissetseniz kendinizi bunu yapın. Gururun öteki tarafta bir işe yarayacağını sanmıyorum. Hoş bu tarafta ne işe yarıyorsa sanki aşk sevgi olmadan?

Ben yapamıyorum. Ben yapamıyorum. Benim için o saydıklarım aşktan da sevgiden de öne geçtiler. Ama siz de benim gibi olmadan, yol yakınken yapın bunu. Mesaj atın, arayın, sorun, hediye verin sürpriz yapın. Ne olursa olsun, ne yaşanmışsa yaşansın yapın bunu. Pişman olursanız da gelin bana sövün razıyım. Yapın lanet olsun yapın!

Böyle yazmamın sebebinin eski bir arkadaşı kaybetmenin verdiği ızdırap olduğunu biliyorum. Bunları yazmam için böyle mi olması gerekiyordu? Umarım bu cümleyi tekrar kurmam. Umarım bu cümleyi tekrar kurduğumda bir başkasını daha kaybetmiş olmam. Umarım ben de değişebilirim size söylediğim gibi bir adam olabilirim.

Dönemimden bir kişi daha gitti uzaklara. Gençliğimde hatırladığım, kendisini hep genç hatırlayacağım bu güzel kızın yaşlılığını asla göremeyeceğim ve duyamayacağım. Kimse göremeyecek kimse duyamayacak. En kötü şeyler bile yaşansa geçmişe bakıp güldüğümüzü göremeyeceğiz. Bir gün dünya üzerinde bir yerde karşılaşma ihtimalimi sıfıra çeken bu olay, kelimelerimin yetmediği tek olay sanırım.

Allah annesine, babasına, kardeşlerine, arkadaşlarına ve tüm sevenlerine sabır versin. Umarım gittiği yerde rahat olur. Son yolculuğunda sana iyi yolculuklar. Allah rahmet eylesin mekanın cennet olsun. Belki bir gün daha fazlasını yapabilirim…

(Eğer bu yazıyı okursan, benim yapamadığımı sen yap. Belki de konuşmalıyım seninle, en azından bugün. Belki de sesini duymalıyım. Benim cesaretim yok arayamam bulamam. Ama biliyorum ki sen benden daha cesursun. Fikrim değişmeden konuşmak isterdim. Olmazsa da sağlık olsun. Sen hayatta ol da, ben bilmesem de olur…)

Neden şansım yok…

Geçen gün geldi aklıma bu sorunun cevabı. Fonda Yaşar İpek - Bir Alo De çalıyor. Bu şarkıyı dinleyince gidiyor insan aynı yere tıpkı diğer şarkıları dinlediğinde olduğu gibi. Neden şansım yok? Ne için? Aslında genel ama bu seferki konu genel değil, özel. Neden şansım yok, tekrarı için neden şansım yok, senin için neden şansım yok, o saçma umut vardır ya hani insanın içinde son derece saçma ama yine de umut vazifesi gören. Saçma sevinçler mantıklı üzüntüler yaratan. İşte bu soru ondan ötürü gelen bir sorudur.

Neden şansım yok. Bir daha kavuşmak için, son bir kez görebilmek için, tekrar bir şeyler olabilmesi için, tekrar bir şeyler yaşayabilmek için, sevdiğinle beraber olabilmek için neden şansın yok şansım yok şansımız yok. Cevap çok basit. Üzülme oku, zira okuduktan sonra esas üzüntü neymiş göreceksin.

Bunu söyleyen adam dünyanın oluştuğu günden insanoğlunun varolduğu ilk günden beri işlenmiş olan en büyük günahı işlemiştir. Sevmiştir. Daha büyük ve daha ağır cezası olan bir suç yoktur bu dünyada. Ve sen cezalandırılıyorsan sebebi budur. Hala ceza çekiyorsan hala seviyorsun demektir. Hiç şansın yok dostum, hiç şansın yok adamım…

Tekrarının olması imkansız değil. Çok zor diyenler olabilir, doğrudur. Peki nedir bu zorluğun sebebi. Bakalım neymiş. Üzerinden çok zaman geçmiş olması mı? Onu en son 3-4 yıl önce yolda görmüş olman mı? Senden sonra sayılı sayısız yaşanan ilişkiler mi? Ondan sonra insanların yaşadığını sandıkları ilişkimsi hareketlerin mi? Artık iyileşmiş olman atlatmış olman mı? Farklı şehirlerde farklı hayatlar yaşıyor olmak mı? Zaten bu ilişki yürümezdi siz ayrı dünyaların insanlarısınız mı? Geldi geçti gençlik aşkıydı işler artık değişti mi? Sen çok bozuldun daha beter oldun ağır şeyler yaşadın artık düzelemezsin mutlu bir adam olamazsınlar mı? Bu daha böyle uzar gider. Tüm sebepler size mantıklı geliyor ama değil… Esas sebep bunlar değil. Merak ediyorsunuz biliyorum. Neden emin konuşuyorum çünkü bu saydıklarımın tamamı da olsa birbirlerini yeniden bulan yeniden başlayan gerçek sevgiye saygı duyan ve geri dönen ilişkiler görmediniz mi hiç. İmkansız artık olmaz geçen geçmişte kaldı bir daha asla lardan sonra yaşanan büyük aşklar yok mu. Yıllar sonra bir ömür sonra tekrar kavuşanlar sadece filmlerde mi? Neler oluyor hayatta neler. Belki tamamı gerçek saf sevgiler değil ama içlerinde tertemiz olanları da var emin olun. Erkeğe para çıkınca yıllar önce onu terk eden sevgilisi de geri dönmüştür doğrudur ama bu ilişki hakkında yorum bile yapmak istemem. İki taraf da mutlu oluyorsa ne ala ama bu örnek tamamen konumuzun dışında. Gelelim sorumuzun cevabına. Sebep ne? Peki sebep neydi? Peki sebep nedir? Cevap açık ve net. En başında söyledim. Cevap SEVMEK!

İşte tüm umutlarını kaybetmen için, yenilgiyi kabul etmen için, vazgeçmen için tek sebebin bu. Hala seviyorsan, hala acı çekiyorsan, hala istiyorsan, hala doluyorsa gözlerin, sıkışıyorsa kalbin, aynı ruyalar aynı etkiyi yaratıyorsa hiç şansın yok, git damdan aşağı at kendini iyi gelir, sonra çıkıp tekrar bakarsın atladığın yere, ne de olsa ölemezsin.

O ilk günden beri hatta o son günden beri sevmeye hep devam etmişsen, bir gün bile sevmediğin olmamışsa, ona olan saygını sevgini belki de aşkını hiç kaybetmemişsen, bugün bile adını duymaya yolda görmeye korkuyorsan, tesadüf eseri karşına çıkmasın bir yerde adını görmeyesin diye adını sen ellerinle yazıyor ismini ağzınla söylüyor hayalini ısrarla kuruyorsan, antrenmansız kalıp da balyozu kafana yemekten korkuyorsan, tarif edemeyeceğim kadar, yazılara kelimelere sığdıramayacağım kadar büyük şeyler yaşıyorsan, ne demek istediğimi anlıyorsun demektir. Hiç şansın yok. O sana asla geri dönmez. Bir daha asla olamaz. Sen iyileşmediğin sürece (kusura bakma hastalık olarak nitelendiriyorum) hiç şansın yok.

Senin onu sevdiğini hala biliyorsa asla göremez konuşamaz yanına yaklaşamazsın. İnsanlar biliyorsa yapamazsın. Sen biliyorsan gizleyemezsen ki gizleyemezsin artık yapamazsın. Suçlusun, onun olduğu ortama giremezsin adını ağzına alamazsın yasak! Bir gün seni arasa veya aratsa, o da gelsin dese bile senin için, her şey geride kaldı arkadaşız neden olmasın dese de, böyle büyük bir erdem gösterirse sadece şunu deyin. “Ona söyle gelemem çünkü onu hala seviyorum.” Siz bunu dedikten sonra bakalım davet devam edecek mi? Bunu dedikten sonra sizi yine görmek isteyecek mi? Sizinle aynı ortamda bulunacak mı? Az önceki erdemi yerinde kalacak mı? İçinden o zaman gelmesin yaaaaa ‘ lar geçmeyecek mi? :) Kandırmayalım birbirimizi. Kaç tane var bu dediklerime zıt olacak. 2 sebebi vardır bunun. 1. si sizi hala çok sevdiği ve saygı duyduğu ve dolayısıyla acı çekmenizi istemediği, 2. si ise sizin hala onu sevmenizden nefret ettiği dolayısıyla sizden de nefret ettiği ve acı çekmenizi istemediği, hatta belki o an için ölmenizi istediği. Sebebiyse açık. Karşısında bir insan bu acıyı çekeceğine ölsün daha iyi. Can çekişen bir canlıyı öldürmek hesabı. Ölseniz daha iyi durumu. Bu iki durum arasında o da gidip gelecektir. Onun da kafası karışacaktır doğaldır. O da insan sizin benim gibidir. Ama sonuca bakalım. Yasağı yiyen siz, onu görmekten hissetmekten mahrum kalan siz, YALNIZ hem de YAPAYALNIZ kalan siz, alkol rekortmeni ve gözyaşı banyosu yine siz. Sonuç? Onun bir anlık can sıkıntısı, senin sayılarla ifade edemeyeceğim anlık can acın! Can acısı! Bugüne kadar çektiklerin, şu an çektiklerin ve bundan sonra çekeceklerin!!! Bir anlığa karşı bin anlık… Adil değil mi? Suçlusun arkadaşım, seviyorsun ulan!

Peki ne olsaydı ne olurdu? Hemen onu da açıklayim anlamayanlar için. Ayrıldıktan sonra unutsaydın. Bir daha adını bile anmasaydın. Sıradan bir arkadaşın olarak kalsaydı veya kabul etseydin, (belki o daha çok acırdı ki bir ihtimal) ondan sonra farklı güzel ilişkilerin olsaydı, başkalarını sevebilmeyi başarsaydın, pes etmeseydin, alkole vermeseydin kendini, bırakmasaydın sporu, okulu dersleri aksatmasaydın, işi gücü boşvermeseydin, insanların gökte aradığını sen yerde tekmelemeseydin, uyusaydın geceleri, görmeseydin o ruyaları, filmleri izleyebilseydin gönül rahatlığı ile düşünmeden, zor sahnelerde dolmasaydı gözlerin güzelce gülümseyebilseydin, hasta olmasaydın, tedavi olmasaydın her şeyin başında ki buna hastalık diyorlar saflar, her şey inan çok farklı olurdu. Bu yazdıklarımı yapmasaydın (ki elimde miydi sanki, bu yazılanlar insanın elinde mi deme hakkın yok, tüm insanlar haklı ne de olsa di mi, herkes zeki bir sen aptal) o zaman şansın vardı işte. O zaman o günü düşünebilirdin. Bu sana bir şey vermiyor maddi bir şey kazandırmıyor yanlış anlamayalım. Ben bu kadar yazıyı sadece ufacık bir umutu hak edebilmen için yazdım bir şeyi elde etmen için değil. Bu yazılanları yapsaydın hayal kurma hakkın olacaktı. O günü hayal etme şansın olacaktı. Umut saçma olmayacaktı. Küçük olacaktı ama asla saçma olmayacaktı. İşte o zaman umudum var der küçük de olsa zor da olsa imkansız olmayacaktı. 50 yıl sonra da olsa bir şansın olacaktı. Ama şimdi ne haldesin? Sefilsin arkadaşım sefil. Acizsin. Git aynaya bak kendi derdine yan. Aman kırma sonra aynanın bir suçu yok…

Ben burada sana yaptığın saçmalıkları ve en önemlisi suçunu anlattım. Yazının başına ve başlığına dönecek olursak, neden şansım yok sorusunun cevabını almışsındır sanırım. Neden şansın olmadığını anlamışsındır umarım. Şansın yok. Olmadı, olmayacak da. Hele ki bu yazıları yazıyorsan, iyi şanslar…



Toplam Okuyan: 547 - Bugün Okuyan: 3 - Şu Anda Okuyan : 0

 

Son Okunma: 2010-03-18 21:45:46


Hakkında

Şu an CihaN blog arşivine bakıyorsunuz.

 

 

 

SayfalaRRSS
  • Fotoğraflar
  • Videolar
  • Müzikler
  • Ben kimim?
  • Makaleler
  • Temiz bir Sayfa
  • İletişim
  • Kategoriler

     

     

    Üye İşlemleri

  • Kayıt ol
  • Giriş

  • Çıkış

  •  

     

    En Çok Okunan Yazılar

  • Şems'in Gidişi - Şiir ve Hikayesi (13604)
  • Yarım Bıraktın (7849)
  • Yazık Ettim (3302)
  • Bir XP vardı Yavaş Açılan :P (3056)
  • 40 Türk Çin Sarayını Nasıl Bastı - KÜRŞAD DESTANI (2902)
  • Güya Özgür Hayat (2326)
  • Geride Kalan (2234)
  • Paypal Bozulur (2203)
  • Feleğe dayandım gülüm, öldüm de uyandım... (2192)
  • Tıkırtılar (1953)
  •  

     

    En Çok Okunan Sayfalar

  • Happy Birthday Doğum günü kutlama şarkısı Uzun Hava (Komik) (93872)
  • Ihlamurlar Altında Dizi Müzikleri (89771)
  • Guitar - Gitar Sesi - Gitar Melodisi (62742)
  • 5+1 (5.1) Ses Sistemleri Sorunu (51119)
  • Müzikler (43861)
  • Tork nedir? (35886)
  • Sultan Makamı Dizi Müzikleri (34598)
  • Cem Yıldız - Yarım Bıraktın (31720)
  • Acı Hayat Dizi Müzikleri (31019)
  • Windows Sanal Bellek Ayarı (30077)
  •  

     

    Şu An Okunan Yazılar

  • Hissetmek (1)
  • Geride Kalan (1)
  • Bir XP vardı Yavaş Açılan :P (1)
  • İlk Defa Sabah (1)
  • 40 Türk Çin Sarayını Nasıl Bastı - KÜRŞAD DESTANI (1)
  • Boşverin Gitsin (1)
  •  

     

    Şu An Okunan Sayfalar

  • Gereksiz Windows Vista Servisleri Kapatılması (2)
  • ABS - Anti Blockier System - Anti-Lock Braking System (1)
  • Ghar Aaya Mera Pardesi (1)
  • Happy Birthday Doğum günü kutlama şarkısı Uzun Hava (Komik) (1)
  • Fotoğraflar (1)
  • Tork nedir? (1)
  • Acı Hayat Dizi Müzikleri (1)
  • Windows Sanal Bellek Ayarı (1)
  • Kubat Yedi Karanfil Gesi Bagları (1)
  • Ceza - Sen Oyna Dilber (1)
  •