Adana Kıvanç Emlak Kıvanç Gayrimenkul

Sözünün eri olmayan firmadır! Dolandırılmayın!

Bu firmayla çalışmayı düşünen veya çalışmadan önce bu firmayı internetten arama zahmetine giren duyarlı adanalı takipçilerim adına sitemde bu küçük yazıya yer verme kararı aldım.

Geçen aylarda bu firmanın satışa sunduğu bir evi, sahibinden aracılığı ile fark edip firma ile iletişime geçtim.

Firma yetkilisi eşyasız olan bir evi, sıfır eşyalı şekilde tarafıma verebileceğine dair söz verdi. Ev kirası için de belli bir bedel söyledi ve anlaştık. Kontrat aşamasında tarafıma söylediği kiradan ev sahibinin haberi olmadığı anlaşıldı ve zararımın karşılanacağına söz verildi.

Eve eşyaların yerleştirilme aşamasında tarafıma yaşatılan olumsuzlukları ve mutsuzlukları saymak istemiyorum zira sıfır eşyalar olacak diye anlaştığımız eve ilk etapta tarihi eser kullanılmış yıpranmış eşyalar doldurulmaya çalışıldı. Bu kiralama sürecinin her aşamasında fazlasıyla sinir ve stres olduğum için bu firmayla çalıştığıma pişman oldum. Bana 3 günde geçersin dedikleri eve 10 günde ancak geçebildim. Tüm işleri 1 saatte hallederiz diyen firma yetkilisi evin eksiklerini 20 günde tamamlayamadı. Halledilen işler de benim zorumla ve iteklememle halloldu. Tabi bu süreçte neler yaşadığımı az çok tahmin edersiniz.

Sonuca gelecek olursak, Kıvanç Emlak yetkilisi, tarafıma söz verdiği ve karşılayacağını taahhüt ettiği zararımı hala ödememiştir. Bununla da kalmamış, tahsilat makbuzunda bile yer alan ev eşyasını da eve ulaştırmamıştır. Tarafıma da sözlerine uymayacağını açık şekilde belirtip, dilediğim yere şikayet edebileceğimi iletmiştir.

Çağrı, mesaj ve taleplerime sürekli yalan, dolan, bahane ile yanıt verdiğinden, tarafımla dalga geçtiğini düşünerek, sevmeyerek ve istemeyerek de olsa bu yazıyı yazma gereği duydum. Defalarca uyarmama rağmen tarafımla dalga geçilmesinin elbet bedeli olacaktır. Ben firmayı gerekli mercilere şikayet de ettim. Sizler benimle aynı durumu yaşamayın diye de kendimi sorumlu hissettim.

Bu firma ile çalışmayı planlayanlara tavsiyemdir. Mümkünse tabi ki çalışmayın. Yalanı huy edinmiş, verdiği sözlerden hiç çekinmeden dönen, mertçe gerçeği konuşamayan insanlara para kazandırmayın.

Eğer bir sebepten çalışmak durumunda kaldıysanız da, size verilen sözler tamamlanmadan firmaya 5 kuruş bile ödeme yapmayın. Zira yarın hallederiz “Abim” sözleriyle muhatap olmak zorunda kalırsınız. Hakkınızı aradığınızda da terbiyesizlikle ve artistlikle karşı karşıya kalırsınız.

Hayatta her şeyin bir bedeli vardır. Siz siz olun, her zaman haklarınıza sahip çıkın. Hakkınızı gasp eden kişi ve kurumların da her zaman cezalarını almalarını sağlayın.

Ben bu hayatta verdiğim tek bir sözden dönmedim. Allah şaşırtmasın.

Kendinize iyi bakın, görüşürüz “abim”.

Kıvanç Gayrimenkul, Kıvanç Emlak, Kıvanç Emlak Adana, Kıvanç Gayrimenkul Adana

 

Zaman alacak…

Toparlanmam zaman alacak, biliyorum…

Ölüm riski hep var. Göğüs kafesimdeki daralma hala geçmedi. Hani hıçkıra hıçkıra ağlarsınız da, sonra göğüs kafesinizde bir daralma olur ya, farkettim ki ağlamak isteyip ağlayamayınca da aynısı oluyor. Uykusuz geçen, ölümü düşündüren gecelerin sabahında daralıyor göğüs kafesin. Birkaç gün nefes alamadım yeterince. O da yetmiyormuş gibi, spor esnasında yine zorladım kendimi. Daralan göğüs kafesine, zorlanmış bir sırt da eklenince, akciğerler için uzunca bir dinlenme oldu diyebilirim. Az nefesle yaşamayı da öğreniyorsun.

Günlerce, gecelerce ölümün nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun. Ölmek istiyorsun, ölemiyorsun. Şimdi, tam şu an diyorsun, yine olmuyor. Nefes alıp verirken bir an durup nefesini tutuyorsun, ne kadar dayanabilirim diyorsun, yine dayanamıyorsun. Aslında ölümden de korkuyorsun. İlginç olansa ölünce acıların son bulacağını bilmek oluyor. Aslında o an acı çekmek istiyorsun, daha çok acı, daha çok. Çünkü içinde bir yerlerde kendini cezalandırmak istiyorsun. Suçlu olmasan da buluyorsun suçlar kendine. Sana yapılan suçların karşılığında başkasına yaptığın suçları düşünüyorsun. Acı çekiyorsun en dibine kadar. Duvarlarla konuşuyorsun sabahlara kadar. Öleyim diyorsun, bitsin bu acı. Sonra ölme diyorsun bitmesin. Arada bir yerlerde kaybolup gidiyorsun…

Sonrası sabah yine uyanıyorsun. Birileri şükrederken, sen üzülüyorsun. Yine diyorsun, yine… Daralmış göğüs, ağrıyan karın ve baş, hareket etmeye takati olmayan bir vücut. Ama kalkmak zorundasın. Bedeninin ihtiyaçlarını karşılamak zorundasın. Çünkü hala o bedenin içindesin. Çıkamadın. Rezil olmakla, devam etmek arası bir karar alıyorsun sadece. Devam ediyorsun. Ve canını yakmak için yeni bahaneler arıyorsun tekrar. O gün antrenman yoksa vay halime, vay ki ne vay. Söz vermişsen içmemeye, vay haline vay. Bilir misin, kesici aletler ne kadar çekici oluyor o anlarda. Bilir misin antrenmandaki acının verdiği zevk ne hale geliyor. Şeker yememeye söz vermişsen eğer, bilir misin kafeinler ne de tatlı geliyor. Yüksek dozda alınan kafeinin vücutta yarattığı etki üzerine yazabilecek haldeyim sanırım. Spora olan faydası ve bedene olan zararının şimdi daha çok farkındayım. Uyumayı zaten beceremeyen bir adamın yüksek dozda kafein alması gerçekten değişik sonuçlar yaratıyor.

Şimdi diyorum ki, zaman alacak biraz… Kendime yaşama, devam etme, tedavi olma ve mücadele etme şansı verdiğim şu günlerde, bu olay biraz zaman alacak. Aslında kendim kaşındığımı çok iyi biliyorum. Yıllarca bu yüzden yaşamadım ya ben zaten ciddi bir ilişki? Ciddi ilişkiler bana göre değil, benim için en sağlıklısı gayrı ciddi olanı. Zira herhangi bir insan ilişkisi bittikten sonra üzülebilir, depresyona girebilir. Fakat ben… Ben hiç girmemem gereken yerlere giriyorum. Hele ki bu esnada, tetikleyici başka bir şeyler daha olursa, özellikle de beni bu hale getiren kişilerle ilgili olursa, işte olay geri dönüşü olmaz bir hal alıyor. Tıpkı şimdiki gibi. Şu an tam da o halin içerisinde yazıyorum bu satırları.

Yine de aferin bana. Henüz çok da büyük bir yıkım yok. Bedenim hala işe yarıyor. Bol acılı da olsa işliyor. Beynim desen onu durdurana zaten bravo. Vücudumda ezik çizikler var belki, aslında daha da fazla olmasını istiyorum. Bunlar da benim dövmelerim diyelim. Vücudumda ezik, çizik, morluk olsun diye bir de para mı vereyim şimdi. Gerçi spor salonlarına veriyoruz ama onu karıştırmayın, güzel bir maskeleme oluyor esasen.

Sen kendini bildiğin halde, insanların etkisinde kalıp güzel mi güzel, şirin mi şirin bir ilişki yaşarsan ve sahip olduğun muhteşem niteliğin yüzünden bu ilişki biterse, toparlamaya ve unutmaya çalıştığın anda da birileri pimi çekerse sonuçlarına katlanırsın. Şimdi tam da öyle oluyor, katlanıyorum. Saçmalıyor muyum arada, kesinlikle. Onu rahatsız ettim mi? Belki çok az. Bundan sonra edecek miyim? Allah korusun. Allah gerçekten korusun, beni değil onu. Onu benden ve benim gibilerden korusun. Amin.

Yazmak güzel, çünkü buraya yazmazsam, vücuduma yazıyorum. Benim için sorun yok da, sosyal hayatın içindeki sağlıklı bireylerin hoşuna gitmiyor. E onlar da haklı, ben de onların yerinde olduğum zamanlar, benim de gitmiyor. Sadece benim rolüm sürekli değişiyor olay bundan ibaret. Bir ordayım bir burda. Bir katilim, bir dedektif.

Antrenman saati yakın. Umarım sakatlanmadan önceki son yazım değildir. Gitmesini bekliyorum, sonra gideceğim.

Kalın sağlıcakla.

Cezaya Ortak Olmak

Yazalım. Elden başka hiçbir şey gelmiyor. Yazayım. Okumasını arzuladığım kişi okur mu bilmiyorum ama umarım “Tanrı” olgusu gerçektir.

Bu bir tekrar değil. Yaşanan şeyin tekrarı kesinlikle değil. Oradan bakınca, sağlıklı gözler ve sağlıklı düşünceler ile bakınca bire-bir aynı göründüğüne eminim. Ama emin ol tekrar değil, tamamen farklı.

Tıpkı ilk andan düşündüğüm gibi, son anda söylemek istediğim de aslında aynıydı. Bize bir şans verdim ve olmadı.

Son sözlerim şunlar olacaktı :

Biz birlikte olamayız. Bunun en büyük sebebi ise benim seni kesinlikle ama kesinlikle mutlu edemeyecek oluşumdur. Bunda benim de mutlu olamayacağım olgusu büyük bir yer teşkil etmektedir. Yaşam enerjisini sevgiden alan bir insanın başına gelebilecek en kötü şey olurum ben. Karşımdaki kişi, sevgimi ve saygımı hak ediyor ise de, ona yapabilecek en kötü şey yanında olmam olacaktır.

Filmlerde hep söylenen, “sevgi her şeyin ilacı” nın tamamen bir yalan olduğunu da böylece öğrendim. Artık biliyorum ki Sevgi asla ama asla tek başına yeten bir şey değil. Keşke normal insanlar için geçerli olan kurallar, hastalık tanısı konmuş insanlar için de geçerli olsa.

Bu hayatta “Sevmek” için bile bazı niteliklere sahip olmak gerekiyor. Şayet sevgi duygusu verilmemişse, aşılanmamışsa size, cehennem azabını dünyada yaşıyorsunuz demektir. Kimsenin kendine cehennemi yakıştıramıyor oluşunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Sevme ihtimalim olan, ya da beni sevme ihtimali olan birini, kendimden nefret ettirmede uzmanlaşmış olduğumu farkettim. İçindeki “Sevgi” geçen olaylarda, birilerinin üzülmesine tahammül edemeyeceğim için, ipleri koparma konusunda çok iyiyim. Benim etrafımda, içinde sevgi duygusunu taşıyan birinin, üzüleceğinden emin olduğumdan ötürü, beni sevmiş birinin içinde zerre sevgi bırakmamak konusunda ustalaşmışım. Çünkü ben sevgi konusunda iyi değilim, bana nefret daha çok yakışır olmuş. Birinin beni sevmesini kaldıramadığımı anladım artık. Çünkü birisi beni sevdiğinde ve karşılığını veremediğimde hissettiğim duyguları hiçbir insanoğlu hissetmez. Çünkü insanoğlu bencildir. Sevilmek ister. Herkes beni sevsin ister. Benimki ise eminim artık tam tersi…

Şu an bu satırları yazarken kötülüğü damarlarımda hissediyorum. Bunda sabah uyanışımın büyük etkisi var. Dünkü doluluk, sonra ruyadaki mesajlar, sonra gerçekteki mesajlar. Onun içinde bir yerlerde hala yalancı olduğuma eminim. Onun samimiyetsiz bulması o kadar mantıklı ki aslında. Empati yapıyorum da, her şey apaçık ortada.

Son sözlerimde şunlar da olacaktı:

Benim bu dünyada en son istediğim şey, seni delirtmek. Ben deliyim ve seni sadece delirtebilirim. Sen hayat dolu, pozitif, enerjik, güçlü birisin. Bense senin bütün bu özelliklerini berbat edecek biriyim. Oysa ki seni sevdim ben. İnsan sevdiğine bu kötülüğü nasıl yapabilir. O yüzden beni sadece bir anı yap. Tamamen unutma, tamamen silme çünkü bir işe yaramış olmak istiyorum. Gelecek hayatında, hayatına almaman gereken adamlar listesinde bir yer edinmiş olmak istiyorum. Unutma ki o listede olayım. Zira milyonda bir ihtimal de olsa, bir gün bana benzeyen bir adam çıkarsa karşına, aynı hatayı yapmanı istemiyorum. Seni korumuş olmak istiyorum. Sadece senin gibi biriyle olmanı diliyorum. Seni daha çok mutlu edecek, verdiğin her güzel şeye 2 katıyla yanıt verecek biri. Yemin ederim içimde en ufak bir kıskançlık, bir üzüntü yok. İyi biriyle, seni mutlu eden biriyle birlikte olduğunu duysam, dünyada en çok sevinecek insanlardan biri olacağıma emin olabilirsin. Hatta yanımda olmadığın her an, senin adına şükredeceğim. Tıpkı sessizce daha önce yaptığım gibi…

Sana ettiğim “Teşekkür” ün en büyük anlamı ortak olduğun cezamdı. Ben bir suç işlemedim. Ama hep ceza çektim. Hayatım ceza çekmekle geçti benim. Hala da çekiyorum ve korkarım ki bir süre daha çekeceğim. Sense bunu bile bile, cezama ortak olmayı seçtin. Kimse yapmaz bunu, neden yaptığını hala tam olarak bilmiyorum. Yanıtın “Sevgi ve Saygı” olduğunu düşünüyorum. Öyleyse hem daha çok utanıyor, hem de daha çok teşekkür ediyorum.

Bundan sonra benim hayatımda bir yerin yok. Aklımda ve kalbimde sadece bir anısın. Ucuz kurtardığım bir anı. Kurtulduğum demiyorum, çünkü benim için ucuz bir şey yok. Seni kurtardığım için şükrediyorum. Yazılarımda bir cümle olacaksın, belki bir kelime içine saklanacaksın. Sana bu tehlikeyi yaşattığım için özür dilerim. Bir daha aynı hatayı yapmayacağım. İyiliği, güzelliği ve mutluluğu hak eden kimseye yaşatmayacağım.

O komik şüphelerini de düşünme bile. Her ne kadar korkup silip engellediysen de her yerden, ki bence iyi de yaptın, keşke endişe ettiğin için değil de, beni düşündüğün için yapsaydın. Zira hastayım ama sapık değilim. Takıntılı hiç değilim. Terbiyesiz ve bencil de değilim. Sandığın kadar iradesiz de değilim. Komik seni :)

Bana olan inancını ve güvenini sarstım, üzüldün belki, ama yaşayacağın onca kötü şeyi düşünürsen eğer, üzülmeyip sevinmen gerektiğini göreceksin. Merak etme, artık ne baktığın yerde olacak, ne de aklına geleceğim. Artık “kuantum” da yok. Benim gücüm onu da yok etmeye yetti. Başardım, içim rahat. Üzerimden büyük bir yük kalktı.

Dilerim ki tez zamanda ayrıldıktan sonra böyle şeyler yapmayan, yazmayan, çizmeyen bir sevgili bulursun. Dilerim ki  bir daha birinden ayrılırsan, ayrılık sebebin herkesinki gibi sıradan şeyler olur. Aldatma, kıskançlık, bencillik, terbiyesizlik vs. Dilerim ki bir daha ayrılık yaşamazsın.

Ona söyleyeceklerim bittiğine göre şimdi kendi pisliğimle baş başa kalabilirim.

Benim cezam tüm hızıyla kaldığı yerden devam ediyor. Ailemden bana çok büyük bir miras kalacağını hissettim bugün. Yanlış anlamayın maddi değil, çok büyük, parayla ölçülemeyecek bir manevi miras. Bana beni bırakacaklar. Tabi öncesinde ben onlara bir şey bırakmazsam.

Bir nebze olsun döktük içimizi. Bu seferki yazımız paralelboyut ta olmadı. Olsun, yabancı yer değil, ara sıra buraya da yazarız. Yazarız zira elden gelen başka bir şey yok. Yaş 31. Sene 2017. Değişen en ufak bir şey yok. Bozuk bir fizik, yorgun bir kalp, hasarlı bir beyin. Her üçüne de geçen her saniye zarar vermeye devam.

Dünyaya benden 1 tane daha gelmez. Kıymetimi bilin.

Eyvallah.

Sonraki sayfa »